Köşe Yazıları

Fil’e Vurulan Fiske

Kim inkâr edebilir ki

Kim inkâr edebilir ki;
Ya da çıkıp söylemelidir..
Ortada öylece durmuyor mu?
**
Hey hat!
Sürekli konuştuklarımızın ötesine ve de üzerine çıkamıyoruz
Çatının çöktüğünü hala anlamadık bile,
Bu yalancı baharda sonbahar patinajı neden? Kırık dökmek neden? Neden bu durmadan kaçışın dinmek bilmeyen hızı..
*
Benim defterimin arasında koca koca aldığım notlarda eskiden ne demişten çok geleceğe değin ne diyor dedi var
Gözlerinin içine bakmanız yeter.
*
Yalan mı gerçek mi zaten ortaya çıkmıyor mu?
*
Sürekli soruyorum..
Biz nerede durduk, ilerleme adına nerede hata yapıyoruz diye..
Kırdıklarımızın hesabını şöyle bir tartmak istedim kimi zaman.
*
Sahi aynı şeyleri tekrar ettiğinden mi sızlanıyorsunuz?
Öyleyse ikna ediniz beni.
Bir suçlu gibi değil de
Bir kucaklayan, yeniden sevmenin, birlikteliğin, insanlığın kaçınılmaz söylemlerinin demedini çıkardım tek tek
Buradan bakınız aynaya.
*
İnanınız dostlar!
Gerçekten gördüm olup bitenleri
Bir kıvılcım bekleniyor hepsi bu.
Bugün bazı başlar öne eğikse seni koparamadığı gerçeklerin bütünüdür altında ezildiği..
*
Sahi yola çıkarken
Hep aynı şeyleri tekrar etmiyorlar mıydı?
Kol kola el ele
Gözleri kimseyi de görmüyordu..
*
Çılgınca alkışlanan onlardı,
Hayran hayran izlenenlerde.
*
Bu dağ toz olur mu diyerek yutkunanları biliyorum,
Oysa koca kaya çatladı bile, her biri bir araya gelemeyecek işin doğrusu da bu.
*
Oysa hep söyledik
Kaya, yel.
Dağdan kopan çığ.
Fil’e vurulan fiske.
Duvara çarpıp yankı yapan söylemler.
*
Nakarat tekrarıdır işin özü
Çürük, muhatapsız, düzeysiz,
Çıkarımcı
Dünden razı
Korkak
Gerisini düşünmeden günü birlik
Hepsinden önemlisi vizyonu olmayan mücadeledir bu yürüyüş
Hepsi bu.
*
İnanmıyorsan, dönüp bıraktığın sözlerine, düşlerine bak..

Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlgili Makaleler

Göz Atın

Kapalı
Kapalı
Kapalı