Deprecated: category_link 2.5.0 sürümünden berikullanılmayacak! Yerine term_link kullanın. in /var/www/vhosts/gumushane.com/httpdocs/wp-includes/functions.php on line 5088

Deprecated: category_link 2.5.0 sürümünden berikullanılmayacak! Yerine term_link kullanın. in /var/www/vhosts/gumushane.com/httpdocs/wp-includes/functions.php on line 5088
Köşe Yazıları

2020 ve Korona Virüsü

Bu kitabın son bölümünü yazarken Çin’de ortaya çıkan tüm dünyayı etkisi altına alıp kasıp kavuran

Bu kitabın son bölümünü yazarken Çin’de ortaya çıkan tüm dünyayı etkisi altına alıp kasıp kavuran, ülkelerin ve hükümetlerin tam ne yapacağını bilemediği yeni ve tam olarak çaresi bilinmeyen hatta pandemi ilan ettirecek kadar büyük bir küresel salgın Korana virüsü ile mücadele aylarını yaşıyorduk.

*

2020 Mart sonlarına yaklaştığımız bu günlerde doktorundan ekonomistine, hukukçusundan mühendisine herkes küresel koroya katılmış ve virüs uzmanı kesilmişti.

*
Aslında geçmiş dönemlerde olduğu gibi bu fırtına da dinecek. Ama şimdi yaptığımız seçimler, önümüzdeki yılları da yaşamları da çok değiştireceğe benziyor..

Bizim kuşağın yaşadığı en büyük küresel kriz diyebiliriz.
Bu krizde alınan kararlar, sadece sağlığımızı değil, ekonomi, politika ve kültürümüzü de biçimlendirecek ve değiştirecektir.

*
Hem de sadece toplumlar değil küresel düzeyde.
İster birey ister ulusal kararlar olsun eylemlerimizin uzun vadeli sonuçlarını da hesaba katmak zorundayız. Bunu hesaba katan toplumumuzun % kaçı? Tuhaf soru.

*
Evet bu krizde geçecek. Toplumun %80 nine virüs bulaşacak,% 20’si tıbbi desteğe ihtiyaç duyacak % 6’sı yoğun bakımlık olacak % 3 ü de maalesef hayatını kaybedecek.
Virüsün prevelansı bunu gösteriyor. Her şeye rağmen bir çoğumuz yaşıyor olacağız ama farklı bir dünyaya uyanmış olacağız..

Normal şartlara da aylarca üzerinde düşünülerek alınacak önemli kararlar dakikalar içinde alınır ve uygulanır oldu, oluyor, olacak..
Hiçbir şey yapmama riski o kadar büyük ki prematüre ve tehlikeli teknolojiler yetkililer tarafından hizmete sokuluyor yada sokulacak..

*
Bütün ülkeler küresel ölçekli sosyal deneylerde kobay gibi fonksiyon görür olacak.Herkes işini evden yürütmeye kalktığında, tüm eğitimler online hale geldiğinde, insanlar evlerine hapsedildiğinde ne olur? Normal zaman da hiçbir hükümet, hiçbir eğitim kurumu böyle büyük ölçekli kitlesel deneyler yapmayı kabul etmez ve ettiremezsiniz. Ama bu gibi durumlar ve zamanlar normal zamanlar değil ve kendi zorunlukları ile yapmaya başladılar bile.
Küresel kriz dönemlerin de her toplum iki önemli seçimden birini yapmakla karşı karşıya kalır.
Birincisi totaliter yönetim ve gözetim ile halkın güçlendirilmesi, ikincisi ulusalcı tecrit yönetim anlayışı ile küresel dayanışma arasında.

*
Toplumsal yönelimler hangi yönde olacak birlikte göreceğiz.

Salgını durdurmak için tarihte ilk kez bugün, teknoloji herkesi sürekli olarak izlemeyi ve verileri işlemeyi mümkün kılıyor.

*
Geçmişte ne Sovyet KGB’si Ne Çin İstihbaratı ne de ABD istihbaratı bunu yapamazdı.
Her bireyin peşine bir ajan taksa bile verilerin derlenip raporlanması ve değerlendirmesi imkânsızdı.

*

Ya bu gün sizin etten kemikten ajanlarınızın yerine tüm bunları yapan, verileri işleyen yapay zeka yazılımları ve daima hazır nazır sensörler, yüz tanıyan kameralar yorulmadan, işlerini aksatmadan, 7 gün 24 saat yapabiliyor.
Birçok devlet bu virüs salgını mücadelesinde gözetleme araçları kullanmaya başladı bile. Bunların başında gelen ülke Çin.

*
İnsanların akıllı telefonlarını yakından izleyerek, milyonlarca yüz tanıma kamerasını devreye sokup kullanarak, her bir insanın vücut ısılarını, tıbbı durumlarını, kontrol ve rapor etmeye zorlayarak yalnızca şüpheli Koronavirüs taşıcılarını teşhis etmekle kalmadılar, onların tüm hareketlerini ve temas ettikleri kişileri bile tanımlayabildiler.
Çeşitli mobil Aplikasyon uygulamalar, insanları taşıyıcıya yaklaştıkları konusunda uyarabilen uygulamaları hayata sokmayı başardılar.

*
Burada ne terslik var diye sorabilirsiniz? Hatta son yıllarda hem devletler hem de küresel şirketler bu tür gözetleme teknolojik araçları ve yazılımları kullanıyor olduğunu ileri sürebilirsiniz.
Ancak dikkatinizi çekmek isterim ki bu tür krizlerde ‘’deri üstü’’ gözetlemeden kitlesel ‘’derialtı’’ gözetlemeye geçişle karşı karşıya kalabiliriz.

*
Bu güne dek, parmaklarınızın akıllı telefonunuzun ekranına dokunduğu ve bir linke tıkladığı zaman, devletler parmağınızın tam olarak neye tıkladığını, hangi tür konulara, kime, neye ilgi duyduğunuzu bilmek istiyordu. Ancak Koronavirüsle birlikte ilgi merkezi bambaşka bir alana kaydı.

*

Artık vücut ısınızdan kalp atış hızınıza, duygu durumunuzdan düşüncelerinize herşeyi bilmek istiyorlar.
Sizin haberiniz bile olmadan hasta olduğunuzu, kimlerle takıldığınızı, nerede olduğunuzu, nelerle meşgul olduğunuzu bilecek.

*
Hatta insanları belki a,b,c diye kategorize ederek takip edecekler. Potansiyel suçlu diye kabul ettiklerinin her nefes alışını, suça meyilli diye tanımladıklarını yoğun, sıradan insan diye tanımladıklarını belki daha az yoğun takip edecekler.

*
İşin insani olarak olumsuz tarafı ise bunun dehşet verici yeni bir izleme sistemine toplum psikolojinin hazırlanması ve bu sisteme meşruiyet kazandıracak olmasıdır.

*

Kim bilir virüsü elden ele yayıyor diye fiziki parayı da tarihin en derin mezarlığına yollayıp görünmez bir dijital parayı bile hayatımıza sokabilirler.

*

Bu ne demek düşünebiliyormusunuz? Yine deri altına monte edilen çip sayesinde belki elektro manyetik dalgalarla her bir bireyin beyin fonksiyonlarını yönetmek ve yönlendirmek isteyebilirler.

*

Dünyadaki her bir bireyin kontrol altına alındığı tam bağımlı köle haline gelişinin ulaşabileceği son noktasıdır.
Bankada ne kadar çok dijital rakamlardan ibaret paran olursa olsun, herhangi bir durumda finans musluğun kapatıldığında beş kuruşsuz çulsuz kaldığının resmidir.

*
Altın olarak elinde tuttuğun servetin bile olsa öğle bir durumda satıp digital paraya dönüş yapamayacaksın kendi digital paranı kullanamayacaksın.
Altını kıymık kıymık edip bir ekmek parasını ödeyemeyeceğine göre artık çaresizsin.

*

Kendi kararlarıyla değil çipten gelen komutlarla hareket eden bedenlerimizle insan robotlar haline gelmez miyiz? Bireysel özgürlüğün ruhuna Fatiha okunduğu zamandır artık.

*
Efendiler, devletler, hükümetler, nelere karar verecek, toplumların, bireylerin tepkisi ne olacak birlikte yaşayıp göreceğiz.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı
Kapalı