Gençliğe hitabesi;
Bu ülkede laik, demokratik, Milli Eğitim'in bir dönem bakanlığını yapmış, Van belediyesi kaybedilince parti sözcülüğüne itilmiş Hüseyin Çelik tarafından acaip bir sözle eleştirildi.
"Ayet mi bu?"
Hüseyin Çelik bey belki bu sözleri söyleyince partisinden gelen tepkileri de baz alarak, "öyle demek istememiştim" diyecektir amma,
Atatürk yaşasaydı acaba sayın Çelik'e hangi sözlerle yaklaşırdı?
-"Bak çocuk" diye başlarmıydı cümleleri,
Yıkılmış, tarümar olmuş bir imparatorluğun küllerinden bu Cumhuriyeti size emanet bıraktım diyerek devam edermiydi?
Sizler rahat edesiniz diye Sarıkamış'ın ayazında, Sakarya'nın tozunda, Arap çöllerinde çarpışa çarpışa bu devleti Cumhuriyeti size bıraktım dermiydi?
Cumhuriyeti size bırakırken bu sözleri bir gün söylemeyeceğinizden emin değildim dermiydi?
Aslında derdi.
Çünkü ben Gençliğe Hitabeyi ezbere biliyorum.
O hitabe de tıpkı bugün Hüseyin Çelik gibi düşüneneler için ne güzel sözler ifade etmiş Mustafa Kemal Atatürk.
Sayın Çelik'e tavsiyem bir kez daha açıp okumalı Gençliğe hitabeyi.
"Ey Türk Gençliği!" diyerek başlayan hitabeyi iyi okumalı.
Kimi zaman bu sayfalardan sert eleştirilerde bulununca bize kızıyorlar,
Ancak görünen köyün kılavuz istemediğide bir gerçek.
Bu toprakların gerçekten kıymetini bilmek gerek.
Atatürk'ün de.
Yüzyıllardır bağrında bir sevgi yumağı ile yaşamış Türk Ulusunun elimden çekip almak için uğraşan o kadar güç var ki,
Hüseyin Çelik beyi yadırgamadım.
Hele böylesine anlamsız ve yüce bir din olan İslam ile bu konuyu sapla samanı birbirine karıştırıcasına tartışmaya açmasını da talihsizlik ve akıllara ziyan bir hadise olarak ifade edebilirim.
Gerçekte ne Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi sayın Çelik'in ifade ettiği gibi söylenebilir ne de bu derece o hitabe başka bir zemine kaydırılabilinir.
Sayın Çelik maalesef bunu yapmaya çalıştı.
En kutsal bildiğimiz İslam dinini bu tür ucuz söylemlerle bir tartışmanın içerisine soktu.
Gerçekten yazık ve üzücü