
Hafta içi büyük gazetelerden bir tanesi önemli bir başlık attı.
"Cumhuriyet tarihinin en önemli rekor dış ihracaat açığı"
Altına koyduğu sıfırın uzunluğu dile kolay.
Yani ekonomi de çanlar çalıyor.
Kimin umurunda?
Kredi kartına sarılan Türk vatandaşının ise keyfi gıcır.
Nasıl olsa herşeyi eskisine orala çekip çıkartıyor.
Geçmiş yıllara göre geçim sıkıntısıyla boğuşan bu ülke insanının sesi neden çıkmıyor?
Enteresan.
Bir zamanlar ekonomik kriz yüzünden zamanın Başbakanı'nın önüne yazar kasa fırlatan halka ne oldu?
Yoksa bunlar birer komplonun parçasımıydı?
Kaldırın bunları rafa da meselenin özüne mi bakalım diyorsunuz?
Çünkü sayın Başbakan dindar bir gençlikten söz ederken, yetiştirmeyi amaçlarken, sorunun bu yönde çözüleceğini mi sanıyor?
Yoksa halk bu tür konularla uğraşmasın mı?
Bir ülkede ekonomik dengeler ne kadar yavaşsa ya da tartışılmaya açılmışsa hiç kuşku yok;
polemiğinde, kısır çekişmelerin, meselelerin özü de yitirilmiş oluyor.
Çünkü unutturulan her önemli etkenin arkasında muhakkak fındık kabuğunu doldurmayacak tartışmalar yer alıyor.
Türkiye'nin gündeminde bir bu konu eksikti ki, iş insanımızın inancı meselesine kadar indi.
Sayın Başbakan dindar gençliğin önünü o cümlerle açmak istedi.
Peki bundan öncekiler ne idi?
Yani kim İslami değerleri ya da inandığı dinin değerlerini bir polemik konusu yapmak isterki.
İsteyen isteği gibi inanır ve yaşar.
Türkiye neden ulus devlet?
Çünkü her düşüncenin temelinde özgür, bağımsız ve çağdaş yaşam hakkının temeliyatı var.
Bundan kimler rahatsız?
Açıkca söylemeleri gerekir..
Hukuk sıkışmış,
Yargı sıkışmış,
Vatandaş canından bezmiş, STK'lar susturulmuş,
Muhalefet kendi derdinde,
Her kafadan ayrı bir ses.
Bu tartışmanın tek kalan hükümet için tam yeri değil de fırsatı ne zaman;
Akıllıca bir fikir bu olsa gerek.