Yitirilmiş ,bir kenara itilmiş, terk edilmiş ve örselenmiş hayallerimizle geldik sana,
Sana ; gün doğumu özlemlerimizle tuttuğumuz dileklerimizi katık edip koşar adımlarla, heyecanlı ve tamahkar, yalnız ve kimsesiz geldik.
Sana; hiç yazılmamış kelimelerin sihriyle geldik, seni anlatmak için çırpınan cümlelere kulak verip doldurup aşk heybesine ümitlerimizi, sabretmenin ötesinde bir özlemle geldik.
Sana ; her günü aynı tutkuyla kucaklayan kocaman kalplerimizi düşlerimiz doldurup, içine bir yığın hevesleri sıkıştırıp tıka basa geldik.
Sana ; kafamızı her gece yastığa koydumuzda, sureti tebessüm ettiren sevgilimizin sevgisiyle geldik.
Sana ; ruhlarımızı uzaklara, çok uzaklara taşıyan melodilerin bir pınar gibi çağlayan sesiyle, ya da sakin ve duru bir şekilde geldik.
Sana ; bir çocuğun annesine sarılmasındaki şefkatle geldik, bir annenin çocuğunu kucaklamasındaki merhametle.
Sana ; güneşin gözbebeklerimize sunduğu her rengi kucaklayıp geldik.
Baharın rengarenk çiçekleriyle, kelebek kanadı kadar narin ve zarif geldik sana.
Sana ; ömrümüzü bahşedenin adıyla geldik, seni yaratana şükranlarımızı sunarak ve sana ömürlerimizi adayarak geldik , ey aşk ; bırakma bizi...
Kırkikindi yağmurlarıyla ıslanmış düşlerimizi öpüp alnından kurban ettik yoluna, ey aşk ; öksüz bırakma bizi.
Gün doğumuyla yeşeren binlerce çiçeğin rengine bulandı heyecanlarımız, ey aşk ; tutkularımızı adayıp uğruna dikildiğimiz kapından boş çevirme bizi.
Bakışlarımızın değdiği gece şahittir yalnızlıklarımıza, sen kutlu bir zaferin arefesinde uzaklara uğurlama bizi, ey aşk ; tutkunu olduğumuz yaşamda acıyla sınama bizi.
Gidenler gitti, ardında unutulmuş bir yığın zaman bırakarak, ey aşk ; sen unutulan zamanların boş hezeyanlarına esir edip mahkum etme bizi.
Niceleri seyreyledi cemalini, huzur buldu. Kıtmirin'in bastığı toprağın rahmetinden uzak koyma bizi, ey aşk ; ibrahimleşen gönüllerimizi kurban etmeye hazırız, rıza göster, razı gör bizi.