Yunan ve Roma felsefesinde uyku ve rüya;
Sevilay ATAİBİŞ

Yunan ve Roma felsefesinde uyku ve rüya;

Bu içerik 5939 kez okundu.
Yunan ve Roma felsefesinde uyku ve rüya, esas olarak rüyanın doğası üzerinde durmuşlardır. Yaşadıkları toplumlarda rüya deneyimlerine yüklenen kültürel ve dinsel değerlerdir. Süreç içerisinde, rüyaların ilahi kökenine ilişkin standart görüşe bir meydan okuma olarak, ilk doğalcı rüya açıklamaları da görülmeye başlanmıştır.Antik çağların Roma mitolojisine göre gece tanrısı Nyks’in çocukları Thanatos (ölüm tanrısı) ile Hypnos (uyku tanrısı) ikiz kardeştir. Bu durum uykunun bir tür geri dönüşün mümkün olduğu ölüm deneyimi gibi algılanmasını simgeler. Dahası düşler tanrısı Morpheus, uyku tanrısı Hypnos ile gevşeme ve dinlenmeden sorumlu tanrıça Pasithea’nın oğullarıdır. İkilinin ortak görevleri insanoğlunun ıstıraplarını azaltmaktır. Antik Roma mitolojisinde uykunun ve rüya görmenin ilişkisi bir tanrılar ailesinin soy kütüğü ile açıklanmıştır bile. Eflatun bastırılmış yabani duyguların rüyalarda açığa çıktığını öne sürmüştür. Aristo rüyalardaki görüntülerin kahinlik olmadığını, bunların algısal yoksunluk durumundaki duyguları yansıttığını savlamıştır.Neredeyse tüm insanların, çoklukla geceleri gördükleri rüya gibi, evrensel bir olgunun, bilimsel araştırmalar açısından son derece sağlam bir biçimde kanıtlanmaya ihtiyaç duyması bir çeşit paradoks olduğuna inanılır.Mezopotamya ve Mısır’ın da aralarında bulunduğu erken uygarlıkların yazarları, uykunun zihnin bir ürünü olduğu yönündeki bugünkü varsayımı, antik atalarımız tarafından genel olarak benimsenmiyordu. Rüyaların kaynağının ilahi olduğuna (öeğin, Tanrıların bir yaratısı olduklarına) ve bunların, ilahi güçlerin ölümlü insanlara taleplerini nakletmek için kullandıkları birer araç olduklarına ilişkin kesin bir inanç besliyorlardı. Rüyaların ilahi etiyolojisine (nedenbilim) duyulan bu inanç, antik Yunanlılar ve onların ardından da Romalılar tarafından miras alındı.Rüya kahinliği, antik dünyada yaygındır; kahinlerin ricacıları, gelecekten haber veren rüyalar görmek umuduyla uykuya dalınan bir sürecin, adeta rüya için yatılan bir kuluçka döneminin özneleridir. Asklepios kültündeki gibi bazı durumlarda, bu gibi pratikler bir tıbbi tedavinin parçalarıdır.Dodds’a göre, antik Yunanlılar, asla bir rüya sahibi olmaktan söz etmezlere; fakat daima rüya görmekten söz ederler.Herakleitos “Uyanık kimseler için yegane ve ortak bir evren vardır; öte yandan her insan, uykusunda, kendi kişisel evrenine geri döner”. Pisagorcular ise, havanın rüyalara etki edebilen “ruhlarla dolu” olduğuna inandıklarından dolayı, rüyaların ilahi kökenli olduğu görüşünü desteklemektedirler. Ayrıca uykunun, kanın ısınsındaki hafif bir soğumadan ileri geldiği, ölümünse mutlak bir soğumanın sonucu olarak ortaya çıktığı yönünde bir açıklama ortaya koymuştur.Rüyalara ilişkin ilk sistematik teoriyi Abderalı Demokritos özellikle, “atomculuğun” kurucularından biri olarak bilinir. Bu anlayışa göre, evren, sonsuz sayıda ve türde değişmez atomlardan meydana gelmektedir. Bu atomların sürekli hareketi ve etkileşimi,  dünyanın doğasının çeşitliliğine ve daimi değişimine yol açmaktadır. Atomculuk, Demokritos’un algılama, düşünme ve nihayetinde rüyalar hakkındaki teorilerinin de habercisidir.DerleyenSevilay Ataibiş sev_halleri@hotmail.comhttp://www.reikitijenaykut.com  
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
 Kelkit bu kış doğal gazla ısınacak
Kelkit bu kış doğal gazla ısınacak
Necmettin Öğretmen son yolculuğuna uğurlandı
Necmettin Öğretmen son yolculuğuna uğurlandı