Ahraz*
Sevilay ATAİBİŞ

Ahraz*

Bu içerik 1267 kez okundu.
İnsan, başlı başına bir mitolojidir… Sevilay Ataibiş AslanoğluSev_halleri@hotmail.com Deniz Gezgin (İstanbul doğumlu),  Ege Üniversitesi Protohistorya ve Önasya Akeolojisi bölümünde lisans eğitimini tamamladıktan sonra, Çeşme Dalyanköy’de yaşamaktadır. Kültür tarihi ve mitoloji üzerine çalışan yazarın bu alanda yayımlanmış kitapları (Bitki Mitosları, Sel,2007; Hayvan Mitosları, Sel 2007; Su Mitosları, Sel, 2009)’dır. Çeşitli dergi ve seçkilerde öyküleriyle yer almıştır. Şimdilerde Metro Gastro dergisi için kültür tarihi konulu makaleler ve Psikeart dergisine öyküler yazmaktadır.  Yazarın ilk romanı “Ahraz”; Bugünün dünyasında insanlığın, çaresiz insanların varlığına duyarsızlığı, yoksulluğa kör-sağır kalışı, bir annenin bebeğinin açlığına çare bulamamasına, ahraz bir çocuğun her olanaksızlık ve acımasızlığa rağmen hayata tutunuşuna, acımasızlık ve kör bir bağnazlıkla yok edilmeleri için verdikleri çabayı bu romanda buluyorsunuz.  Ahraz; mitolojik bir hikâye. Ülkemizin gerçeğini, geçmişin kültüründen, bugünün cahillik boyutunun ne safhada oluşunu harmanlayarak, okurken sizi o kasabaya çekip, şahit olduğunuz her zulme ve haksızlığa müdahalenizi olanaksız kılıyor. Yaşamlarımızla kıyaslama ve adalet aratıyor. Adeta bir su kabarcığının içindeymişsiniz gibi, hikâyede anlatılan muhteşem doğanın ve insanların hayatlarının arasında savrulurken, müdahalesiz içiniz acıyarak izliyor, zaman zaman öfke, acıma, bazen uzanıp onlara dokunmak ve olanaksızlıklarına deva olmak istiyor ama kendinizi olayların akışında aciz buluyorsunuz.  “Zamana hep başkaları karar veriyordu; kadın olacağı zamana, anne olacağı zamana, şimdi de yas tutacağı zamana hatta hissedeceği acıya”. Adile’nin anne oluşundan, bebeğine yiyecek bulamadığı  için hastalanıp ahraz olmasına ve kadına yapılan bu haksızlıklara, romandaki başka bir kadının tepki olarak da, kaındaki bebeğin ölü doğmasını istemesi ve bu konuda da başarılı olmasını, yazar kitabında ustaca işleyerek, toplumsal bu bağnazlığı tekrar bizlere hatırlatıyor.  Adile’nin ismini İsrafil koyduğu çocuğu, annesinin kaderini paylaşarak, küçük yaşta çöp toplayıcılığına başlar. Kasabanın artıklarını toplamada annesinden daha başarılıdır. Ahraz olmasına karşı, dünyaya Adile’den daha umutlu bakmaktadır. Annesini yalnız bırakmamakla birlikte kendi yaşamına usulca akar.  “Bu çocuğun hastalıktan başka bir şey taşıdığını sezmişti Yusuf. İsrafil’in sessizliğini daha en başından duymuş; onu bir ağaç bellemişti. Hep alıştığı gibi, tazecik dallara eğildiği gibi eğilmişti İsrafil’in cılız bedenine de ve incinen ruhunu kaplayan yabanileri sakince ayıklamıştı elleriyle. Ne de olsa bir ağaç ustasıydı, tek bir dilden fazlasını bilirdi”. Marangoz Yusuf ile hayatı  kesişen İsrafil, kendi düş dünyasını, toplumun acımasızlığından koruyarak, aşk’ı ve aşkını yitirişi de yaşıyor.  Kardeşi olarak benimsediği, “Mavi” adını verdiği köpeğinin renginin mavi kalması  için her gün çivitle ovar İsrafil. Yazar yetenekli anlatım ile ahraz bir çocuk ve sokak köpeğinin arasındaki olağanüstü duygusal bağı yüreğinizde hissediyorsunuz.   “Diriliş meleği İsrafil, aslında başlangıçta Cehenneme bakmakla görevliymiş, ama olmamış, yapamamış, oradakilerin haline o kadar çok gözyaşı dökmüş ki yeryüzü onun yaşlarıyla neredeyse tufana boğulacakmış, Tanrı onu oradan almış, eline bir boru vermiş, diriliş günü çalsın, herkesi uyandırsın diye”.  Hikâye bize, diriliş günü gelmeden; toplumun, yoksulluğa olan duyarsızlığına, öfke ve acımasızlığına, adaletsizlik ve sevgisizliğinin, son bulsun diye çalmamız için okura bir boru veriyor. Ahraz; akıcılığı ve yazarın olağanüstü  kelimelerinin işlenişi ve yüreğinize dokunuşu ile çok başarılı.  Eminim Deniz Gezgin romanları okumaya devam edeceğiz.   (Ahraz, Deniz Gezgin, Sel Yayıncılık, 157 s.)
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Genç Erkekler Futsal Müsabakaları
Genç Erkekler Futsal Müsabakaları
Çalıştay Başladı
Çalıştay Başladı