Bir döneme damgasını vuran isimler

Türk sinemasından ünlüler geçti

Bir döneme damgasını vuran isimler
Bu içerik 635 kez okundu.

Adile Naşit

17 Haziran 1930’da İstanbul’da doğan Türk sinemasının ünlü oyuncusu Adile Naşit’in asıl adı Adile Keskiner’dir.

Tiyatro oyuncusu Amelya Hanım ile ünlü komedyen Naşit’in kızı olan Adile Naşit babasının ölümü üzerine öğrenimini yarım bırakarak, 1944 yılında İstanbul Şehir Tiyatrosu Çocuk Tiyatrosu’na girdi.

“Herşeyden Biraz” oyunuyla sahneye çıktı. Aynı yıl Halide Pişkin’in grubuyla İstanbul’da turneye çıktı. Daha sonra Muammer Karaca’nın tiyatrosuna girdi ve 1948’de komedi oyuncuları Aziz Basmacı ve Vahi Öz’le birlikte kurdukları toplulukta 1951 yılına kadar çalıştı. Yine 1948 yılında “Lüküs Hayat” filmiyle sinema oyunculuğuna başladı.

1950’de, kendisi gibi tiyatrocu olan Ziya Keskiner ile evlendi. 1954’te yeniden Muammer Karaca tiyatrosuna döndü ve 1960’a dek burada çalıştı.

1961’de, eşi ZIya Keskiner ve abisi Selim Nasit Özcan ile birlikte, Naşit Tiyatrosu’nu kurdular. Bu topluluğun dağılmasından sonra 1963’te girdiği Gazanfer Özcan-Gönül Ülkü tiyatrosunda, 1975’e kadar aralıksız olarak çalışmıştır.

Adile Naşit, sinemaya ikinci ve asıl girişini 1970’lerde yaptı. 1976’da “İşte Hayat” adlı filmdeki rolüyle, Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazandı.

Rıfat Ilgaz’ın eserlerinden sinemaya aktarılan Hababam Sınıfı filmlerinin birçoğunda, müstahdem kadın rolüyle yeraldı ve buradaki oyunculuğuyla da büyük beğeni kazandı. 1978’de Uluslararası Sanat Gösterileri’nin tiyatro ve müzikallerinde rol almaya başladı.

1981 yılında TRT televizyonunda “Uykudan Önce” isimli bir çocuk programı yapmaya başladı. Bu programda anlattığı masallar ve öykülerle, çocukların gönlünde taht kurdu. Gerek sinema filmlerinde, gerekse oyunlarda, basit, saf, iyi yürekli kadın tiplemesini başarıyla oynadı ve kendine has bir üslûpla yenileyerek karakteristik hale getirdi.

Adile Naşit, 11 Aralık 1987’de İstanbul’da öldü.

 

 

Ahmet Danyal Bayrı (Topatan)

Ahmet Danyal Topatan (d. 1916, Tarsus, Mersin – ö. 26 Eylül 1975, İstanbul) Ermeni asıllı Türk sinema, tiyatro ve dizi oyuncusu.
Gerçek ismi Danyel olan aktör ortaokul 1. sınıfta eğitimini yarım bırakarak seçimini Yeşilçam’dan yana yapmış ve sinemaya 1953 yılında çekilen Drakula İstanbul’da filmi ile giriş yapmıştı. Yüzlerce filmde karakter oyuncusu olarak rol aldı. Karaoğlan filmlerinde canlandırdığı Camoka karakteri ile kitleler tarafından tanındı. Topatan, 26 Eylül 1975 tarihinde uyuşturucudan ölmüştür.

 

 

Ahmet Turgutlu

http://i1053.photobucket.com/albums/s479/slymnatc/Yesilcam%20Greenwood/AhmetTurgutlu.jpg

Ahmet Kostarika (Ahmet Turgutlu) (d. İstanbul, 1927 - ö. Sarıyer, 15 Haziran 1994) Türk sinema oyuncusu.Asıl adı Ahmet Turgutlu'dur. Sanatçının 'Kostarika Ahmet' şeklindeki lakabı zamanla gerçek adının yerini aldı. Birkaç filmi dışında jeneriklere ismi 'Ahmet Kostarika' yazıldı. Memleketi Kastamonu'dur, ancak İstanbul'da doğup, büyümüştür. Sayısız Yeşilçam filminde bakkal, manav, kasap, polis ve zaman zaman kötü adam olarak irili ufaklı roller aldı. tarihli İlk filmi 1952 de İpsala Cinayeti idi.

 

 

Ali Cağaloğlu


Tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu.
İstanbul'un Cağaloğlu semtine adını veren Cağaloğlu Rüstem Paşa'nın torunu olan sanatçı, Adapazarı Halkevi tiyatro kolunun, Adapazarı'nda yerel tiyatronun ilk kurucularındandır. Tiyatro, sinema ve televizyonda çeşitli rollerde yer almıştır.
81 yaşındaki tiyatrocu, karaciğer ve kalp yetmezliği nedeniyle tedavi görüyordu. Önceki gece kendisinden haber alınamayınca dün çilingir yardımıyla Cağaloğlu'nun Kanlıca'daki evine girildi. Ünlü sanatçı yatağında ölü bulundu.
Cağaloğlu, Sevgili Dayım, Batsın Bu Dünya, Gurbetçiler, İki Aile gibi yapımlarda rol almıştı.

 

 

Ali Şen


Türk sinemasının efsane oyuncularından olan sanatçı, sinemada ilk rolünü 1954 yılında oynadı. Aynı zamanda usta oyuncu Şener Şen'in babası olan Ali Şen, komediden drama birçok farklı türde yapımda rol aldı ve 290'ın üstünde sinema filminde karşımıza çıktı.

15 Aralık 1989 tarihinde geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını kaybeden yan rollerin unutulmaz oyuncusu Ali Şen. Zincirlikuyu Mezarlığı'nda toprağa verildi.

 

Aliye Rona

Sayısız karakter rolünde oynamış, özellikle Anadolu kadınlarını başarıyla canlandırmıştır. Beyoğlu Akşam Kız Sanat Okulu 'nda okuyan sanatçı, 1930'ların sonlarında Kadıköy Halkevi'nde amatör olarak tiyatro oyunculuğuna başladı. Ulvi Uraz, Avni Dilligil ve Arena tiyatrolarında sahneye çıkan Aliye Rona, İzmir Şehir Tiyatrosu'nda birlikte çalıştığı Zihni Rona ile evlendi.

1947'de Kerim'in Çilesi adlı filmle sinemaya başlayan sanatçı, her ne kadar iyi kadın rollerinde oynamış olsa da daha çok "kötü kadın" rollerini oynadı.

1996 yılında vefat eden sanatçı, Karacaahmet mezarlığına gömüldü.

 

 

Atilla Ergün


İşte Türk sinemasının bir başka efsane figüranı. Belki de listenin en az bilinen isimlerinden. Yedi Bela Hüsnü’de Malik’in baş yardımcısı İnfocu Necati. 1998 yılında kanser sebebiyle, 59 yaşında aramızdan ayrılmıştır o da. Kemal Sunal filmlerinin yanında Cüneyt Arkın’ın tarihi filmlerinde de genelde Haçlı Askeri olarak yer almıştır. Genelde Yedi Bela Hüsnü filminde Malik’in aklına gelen fikirlere “bravo efendim daha önce niye aklımıza gelmedi” şeklinde tasdiklemesi ünlüdür.

Namı: ATTİLA ERGÜN
Doğum tarihi: 10/10/1939
Doğum yeri: İzmir
Eğitimi: Ankara Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü mezunudur
Ölüm Tarihi: 20.10.1998
Ölüm Yeri: İstanbul
2000 – Emir Sultan : Paşa
1993 – Deli Balta
1989 – İnsanlar Yaşadıkça – 1989
1989 – Atlı Karınca http://unutmayacagiz.com/
1987 – Yalnız Efe
Atilla Ergün
Doğum Yeri : İzmir
Doğum Tarihi : 10 Ekim 1939

 

 

Ayhan Işık

Asıl adı Ayhan Işıyan olan Ayhan Işık Yeşilçam döneminin en önemli, başarılı aktörlerindendir.

Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü mezunu olan Işık, bir süre Bab-ı Ali'de ressam olarak çalıştı. Daha sonra Yıldız Dergisi'nin açtığı yarışmayı kazanarak sinemaya geçti. İlk filmi Yavuz Sultan Selim ve Yeniçeri Hasan'dır. Daha sonra yaptığı filmlerle çok beğenilip 'Taçsız Kral' ünvanıyla anılmaya başlandı. 1959 yılında Hollywood’a giderek şansını bir de orada denemek istedi. Sinema konusunda incelemelerde bulundu. Türkiye’ye dönüşüyle ardı ardına filmler çevirmeye başladı. Bu yıllarda çevirdiği Küçük Hanım seri filmleri halk tarafından oldukça beğenildi. 1970’li yıllarda yeni bir moda rüzgarıyla film yıldızları peş peşe sahneye çıkmaya, plaklar doldurmaya başlamıştı. Ayhan Işık da bu modaya uyarak sahneye çıktı ve klasik Türk müziği söyledi, plak doldurdu. Sinemanın farklı türlerinde başarıyla rol alan efsane oyuncu başta aşk, komedi ve macera olmak üzere hemen hemen her türde karşımıza çıktı. 200'e yakın filmde rol alan Ayhan Işık 1975’den itibaren yapımcı, yönetmen ve senarist olarak Türk sinemasına katkıda bulundu.

13 Haziran 1979 tarihinde İstanbul’da evinin balkonunda güneş çarpmasına bağlı beyin kanaması geçiren Ayhan Işık hastaneye kaldırıldı ise de kurtarılamadı ve üç gün sonra vefat etti. Naaşı İstanbul Zincirlikuyu mezarlığındadır.

Ayhan'ın filmleri arasında öne çıkanlar şöyledir:
- Kanun Namına (yönetmen: Lütfi Ö. Akad),
- Otobüs Yolcuları (yönetmen: Ertem Göreç),
- Acı Hayat (yönetmen: Metin Erksan),
- Üç Tekerlekli Bisiklet (yönetmen: Lütfi Ö. Akad),
- Namusum İçin (yönetmen: Memduh Ün)

Aziz Basmacı


Aziz Basmacı (1912 – 1978), Türk tiyatro ve sinema sanatçısıdır.
1950′li ve 60′lı yıllarda tiyatroda çok sayıda güldürü eseri ve vodvilde rol almıştır.
1912 yılında o zaman Osmanlı toprağı olan Selanik’te doğan Aziz Basmacı, İstanbul’da Şişli Terakki Lisesi’ni bitirdi. 1933 yılında Ses Opereti’nde profesyonel olarak sahneye çıktı. Daha sonra birçok tiyatroda sahne aldı. Bir halk komiği olarak ün kazanan Basmacı 60 kadar filmde karakter oyuncusu olarak rol aldı. Kurucusu olduğu Film-San Vakfı’nın onur üyesiydi. 14 Mart 1978′de trenle Ankara’ya giderken yolda geçirdiği kalp krizi sonucu vefat etti.
Oğlu Yusuf Basmacı da günümüzde televizyon dizileri ve reklam filmlerinde oynamaktadır.
Sinemada filmleri ve canlandırdığı karakterler

Kara gözlüm – Rol: Gazinocu Arnavut Osman
Arım alım peteğim – Rol: Akordeoncu
Turist Ömer yamyamlar arasında – Rol: Elmas peşinde koşan safari şapkalı patron
Darıldın mı cicim bana – Rol: Emlak zengini Hüsnü
Keloğlan aramızda – Rol: Berber Eşref
Yankesici kız
Şakayla karışık
Yaralı aslan

 

 

Baki Tamer


Elazığ'da doğdu.Erzurum Öğretmen Okulu'ndan mezun oldu. Bir süre muhasebecilik ve öğretmenlik yaptı. Sinemaya 1957'de "Çileli Bülbül" filmiyle girdi.Bir süre işletmecilik yaptı.1957'de Cep Tiyatrosu ve Küçük Sahne'de tiyatro oyunculuğuna başladı. Bazı filmlerin senaryosunu yazdı. Foto romanlarda oynadı. Yeşilçam'ın yaşadığı krizlerde zor günler yaşadı. Televizyon film ve dizilerinde rol aldı.

 

 

Belgin Doruk

 

Türk sinemasının 'Küçük Hanımefendi' ismiyle anılan yıldızı Belgin Doruk, 1952'de ortaokul son sınıftayken Yıldız Dergisi ve İstanbul Film'in açtığı yarışmayı Ayhan Işık ve Mahir Özerdem ile birlikte kazanarak sinemaya çalışmalarına başladı ve ilk filmi olan Çakırcalı'nın Definesi'ni çevirdi.

1953'te yapılan güzellik yarışmasında "Türkiye İkinci Güzeli" seçildi. Türk sinemasının bir döneminde en çok film çeviren ve en çok sevilen oyuncu oldu.

Sinemada ilk çıkışını, Yeşil Köşkün Lambası filmiyle yaptı. Enver Paşa'nın yeğeni olan yönetmen Faruk Kenç ile evlenip boşanan Doruk'un bu evlilikten Gül (1955-) adında bir kızı oldu, daha sonra yapımcı Özdemir Birsel ile evlendi ve bu evliliğinden de Aydın (1967-) adında bir oğlu oldu.

Zeki Müren'le birçok filmde başrol oynadı (1955'te 'Son Beste', 1959'da 'Kırık Plak', 1961'de 'Hep O Şarkı', 1962'de 'Bahçevan', 1963'de 'İstanbul Kaldırımları', 1964'te 'Hayat Bazen Tatlıdır').

1964 yılında Orhan Elmas'ın yönettiği 'Duvarların Ötesi' adlı filmde Tanju Gürsu ile başrolü paylaştı. Ayhan Işık ile iyi bir ikili oluşturdu ve birlikte çevirdikleri 'Küçük Hanımefendi' serisi çok tutuldu. Melodramların ve duygusal güldürülerin değişmez oyuncusu oldu.

1970'te yapılan 2. Adana Film Festivali'nde 'Yuvanın Bekçileri' filmiyle En İyi Kadın Oyuncu ödülünü aldı. 1975'ten sonra sinemadan ayrılan sanatçı, 26 Mart 1995 tarihinde İstanbul'da hayata veda etti.

 

Bülent Oran


(Türk sinemasında Yeşilçam dönemine damgasını vuran, imza attığı 1000’e yakın senaryoyla yalnızca Türk sinemasının değil, dünya sinemasının en üretken, en verimli senaristleri arasında yer alan Bülent Oran, 81 yaşında yaşama veda etti. Böbrek yetmezliği nedeniyle bir süredir tedavi gördüğü Haydarpaşa Numune Hastanesi'nde hayata gözlerini yuman Oran için, bugün ilk olarak saat 11:00 de, pek çok film şirketi ve bazı sinema derneklerinin bulunduğu Beyoğlu Erol Dernek Sokak’ta, Erman Han önünde bir tören düzenlenecek. Oran’ın cenazesi, Teşvikiye Camii’nde öğleyin kılınacak cenaze namazından sonra Feriköy Mezarlığı’na defnedilecek. 1923’te İstanbul’da doğan Oran’ın sinema serüveni 1951'de “Vatan ve Namık Kemal” adlı filmde figüran olarak başlamıştı. Bu filmin yönetmeni Talat Artemel'in ısrarı üzerine senaryo yazmaya başlayan Oran, sinema yaşamı boyunca, kendi deyimiyle vergi yüzünden imzasını koymadıklarıyla birlikte 1000'e yakın filmin senaryosuna imza atarak, kırılması zor bir rekorun sahibi oldu. 'İki Damla Gözyaşı', 'Fosforlu Cevriyem', 'Bülbül Yuvası', 'Sevmek ve Ölmek Zamanı', 'Kanunsuz Kahraman', 'Makber' gibi önemli senaryoları bulunan Oran, zaman zaman ‘ticari bir senarist’ olmakla eleştirilse de üretmekten hiçbir zaman vazgeçmedi. "Bana 'senaryo gangsteri', 'toptancı senarist' dediler. Yazdığım senaryolar iyi olmasa da yaptığım doğruydu. Hep oyunu kuralına göre oynadım. Ben dünyanın en kötü senaryosu da olsa çok iş yapsın istiyorum," sözleriyle yaptığı işte ne kadar bilinçli olduğunu ortaya koyan Oran’la ilgili, birkaç ay önce İbrahim Türk’ün kaleme aldığı 'Senaryo Bülent Oran’ isimli kapsamlı bir kitap yayımlanmıştı. Marmara Üniversitesi Sinema TV Bölümü’nde de bir süre ders veren usta senarist evli ve bir çocuk babasıydı.)

 

 

Farklı Kaynak

Lisenin ardından hukuk fakültesine kayıt yaptıran ve okurken bir bez fabrikasında işçilik yapan sanatçı, dünyaya alt sınıf insanların gözünden ustalıkla bakıyor, refah içinde geçen çocukluğuna karşın, onlarla birlikte yaşıyordu. Mürettiplik (dizgicilik), klişe ressamlığı, öğretmenlik ve mizah yazarlığı gibi çeşitli işlerde çalıştı.1950 yılında sinemaya yardımcı oyunculukla (figüran) başlayan Oran, 60'ı aşkın filmde rol aldı. 1952 yılından sonra senaryo yazımı üstünde yoğunlaştı. Kendisi gibi senarist olan Ayşe Şasa ile evlendi, bir kısmı eşiyle ortak olmak üzere, 700'den fazla senaryo yazdı. 1980'lerde tv dizileri için senaryolar yazdı. Marmara Üniversitesi Sinema TV Bölümü'nde bir süre ders verdi. Başından pek çıkarmadığı kasketine düşkünlüğüyle tanınan sanatçı, birçok sinema sanatçısı üzerinde emek sahibidir. Yönetmen Mehmet Güleryüz tarafından 'Yeşilçam’ın Altın Senaristi: Bülent Oran' adlı belgeseli çekildi. 2000'li yıllar Türk TV seyircilerince, İkinci Bahar dizisinde oynadığı Hanım'ın (Türkan Şoray) babası rolüyle tanındı.Son röportajında, hasta yatağında 'Lütfen ayağımı uzattığım için kusura bakmayın' diyecek kadar incelikli bir sanatçı olan Bülent Oran, bir filmde yönetmenlik yapmış, sinemacı kimliğiyle dünya sinema tarihinde de yerini almıştır.

 

 

Cahide Sonku


16 yaşında Darülbedayi'ye girmiş, zamanla İstanbul Şehir Tiyatroları'nın gözde oyuncuları arasına girmiştir. Muhsin Ertuğrul döneminin önemli isimlerindendir. 1933'te "Söz Bir Allah Bir" filmiyle sinemaya geçti. Daha sonra 1950 yılında kendi adına Sonku Film şirketini kurdu. "Fedâkar Ana" filmiyle yönetmenliği denedi. Oyuncu Talat Artemel ile evlenip ayrıldı.Bir süre sonra Fabrikatör İhsan Doruk ile evlenen Sonku'nun bu evlilikten Ender adında (d.1953) bir kızı oldu.Daha sonra bu eşinden de boşandı.
"Bataklı Damın Kızı Aysel" adlı filmle ünlenen Cahide Sonku, o günden sonra adeta bir "fetiş" oldu ve hemen her filmde erkeklerin kalbini kırıp kaçan güzel kadın rolüyle izleyicinin karşısına çıktı.1963 yılında bir yangın sonucu kurmuş olduğu Sonku Film'in yanması üzerine iflas eden Cahide Sonku hayatının geri kala kısmında kısa bir süre Şehir Tiyatrosu'nda çalıştı daha sonra buradan ayrılan Sonku,ömrünün son yıllarını sefalet içinde geçirdi.
1979 yılında Sinema Yazarları Derneği hizmet ödülünü aldı. Alkol bağımlısı olduğu da ileri sürülen Sonku, 1981'de Alkazar Sineması'nda fenalaşarak 64 yaşında öldü. Zincirlikuyu mezarlığına gömüldü.

 

Cevat Kurtuluş


Cevat Kurtuluş, Türk tiyatro ve sinema oyuncusu. (d. 20 Haziran 1922, Ankara - ö. 6 Eylül 1992, İstanbul)
Gençlik yıllarında Ankara'da Opera korosunda çalışmış, 1940'lı yıllarda gazinolarda taklit yaparak ünlenmiştir. 1947'de İstanbul'a gelerek filmlerde rol almaya başladı. İlk filmi 1947 yapımı Kerim'in Çilesi idi. Özellikle mimiklerle beslenen oyunculuğu ile, 1960'lı ve 1970'li yıllarda çok sayıda filmde irili ufaklı roller aldı. Yeşilçam filmlerindeki 'aptal uşak' kompozisyonunun yaratıcısı ve temsilcisi oldu. 80'lerde az sayıda filmde ve Gülünüz Güldürünüz gibi bazı TV programlarında yer aldı.
1992'de geçirdiği kalp krizi sonrasında 70 yaşında öldü.

 

 

Diclehan Baban

Diclehan Baban (d. 3 Mayıs 1934, İstanbul - ö. 3 Aralık 1978, İstanbul) Şarkıcı, sinema oyuncusu.

1950'li yıllarda İstanbul Radyosu'nda şarkı söyledi. Kamera karşısına geçişi 1960 yılında Şoför Nebahat filmiyle olmuştur. Genellikle "vamp", ya da "kötü ve sarışın kadın", "üvey anne", "şarkıcı" gibi tipleri canlandıran yardımcı oyuncu rollerinde yer aldı.

 

Dilaver Uyanık


Dilaver Uyanık (1938 - 27 Ağustos 2004) Türk oyuncu. Özellikle Şaşıfelek Çıkmazı dizisindeki baba (Kemal) karakteri ve Zerda dizisindeki rolüyle tanınır.
Ortaöğrenimini Malatya’da tamamladı. 1958’de Malatya Fikir ve Sanat Derneği’ni kuranlar arasında yer aldı. Doğu Anadolu’da ilk kez bir bölge tiyatrosunun kurulmasına önemli katkılarda bulundu. Kurduğu tiyatroda hem oyuncu hem yönetmen olarak görev aldı. Gayret gazetesinde günlük yazılar yazmasının yanı sıra, "İğnedenlik" adlı fıkra köşesinde yazdı.
1962-1965 yılları arasında yayın yapan Malatya Eğitim Radyosu’nda yöneticilik yaptı. Bu dönemde Radyo Halk Müziği Korosu, Klasik Türk Müziği Saz Gurubu’nu kurdu. "İzahlı Türk Müziği", "Edebiyatçılardan seçmeler" ve "Radyo Tiyatrosu" programlarını yaparak Malatya'da kültür sanatın gelişimine katkıda bulundu.
Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Felsefe bölümünde okurken, buradan ayrılarak çalışmaya başladı. TRT’nin spikerlik sınavını kazandı ve burada çalışmaya başladı. 1968-1973 yıları arasında bu kurumda çalıştı. Daha sonra İstanbul’a gelerek tiyatro oyunculuğu yapmayı sürdürdü. Çeşitli sinema filmleri ve dizilerde de rol aldı.
Kanser nedeniyle bir süre tedavi gören Uyanık, 27 Ağustos 2004'te İstanbul'da öldü.

 

 

Ekrem Bora


Gerçek adı Ekrem Şerif Uçak'tır. 1934'te Ankara'da doğdu. Ortaokuldan mezun olduktan sonra Sultanahmet Devlet Basımevi Kursu'nu bitirerek,!mürettip ve mücellit diploması aldı. Bir süre bu meslekte çalıştı. 1953'te Sezai Solelli'nin aracılığı ile Yıldız Dergisi'nin açtığı sinema artist yarışmasına katılıp birinci oldu. Fakat film çevirmeden vatani görevini yapmaya gitti.

1955'te ilk filmi olan "Alın Yazısı"nı çevirdi. İki filmde daha oynadıktan sonra, sinemaya iki yıl ara verdi. Sonra tekrar sinemaya dönerek erkek oyuncular arasında başa oynadı. Bora, 1966'da Antalya Portakal Film Festivali'nde "en başarılı erkek oyuncu" ödülünü kazandı. Ayrıca çeşitli basın organlarınca yılın sanatçısı seçildi.

 

 

Erol Taş


Erol Taş’ın sinemaya tesadüf sonucu girişi de o sıralarda oldu. Sinemaya tesadüfi girişini şöyle anlatır sanatçı: "Lütfi Akad o bölgede bir film çekiyordu. Biz de işten kaytarıp çekimleri izliyorduk arkadaşlarla. Günlerce süren çekimlerden birinde mahallede oturan birkaç serseri, film ekibine musallat olup onları rahatsız etmeye başladı. Film ekibini korumak için birkaç arkadaşımla birlikte, serserilerle kavgaya giriştik ve Lütfi Bey'in yanında onlara bir güzel dayak çektik. Serseriler toz oldu tabi. Lütfi Akad daha sonra haber göndermiş bana, 'Bir kavga sahnesi var, gelsin oynasın' diye. Böylece sinema hayatım başladı. Filmdeki rolümü diğer yönetmenler de beğendi ve ardı ardına teklifler gelmeye başladı."

Sinemaya ilk 1957 yılında Mümtaz Alpaslan’ın çektiği “Acı Günler” filmiyle girdi. Başlangıçta filmlerde figüranlık ve küçük roller ile görüldü fakat kısa zamanda yıldızı parladı. Bir yıl sonra Dokuz Dağın Efesi (1958 - Metin Erksan) filmde bir çobanı canlandırdı. Bu filmi takip eden yıllarda ise, Dikenli Yollar (1958 - Nişan Hançer), Peçeli Efe (1959 - Faruk Kenç), Şoför Nebahat (1960 - Metin Erksan), Köyde Bir Kız Sevdim (1960 - Türker İnanoğlu), Dişi Kurt (1960 - Ömer Lütfi Akad) ve Gecelerin Ötesi (1960 - Metin Erksan) gibi pek çok filmde değişik karakterleri canlandırdı.

Taş'ın oynadığı filmlerdeki rollerden bazı örnekler vermek gerekirse: Hayat Kavgası'nda (1964 - Tunç Başaran) dediği dedik bir baba, Devlerin Kavgası'nda (1965 - Kemal Kan) kötü kardeş, Seveceksen Yiğit Sev'de (1965 - Hüsnü Cantürk) çiftlik sahibi, Sırtımdaki Bıçak'da (1965 - Natuk Baytan) karısı ve sevgilisi tarafından öldürülen bir koca, Son Darbe (1965 - Hicri Akbaşlı) ve Cevriyem'de (1978 - Memduh Ün) bir komiser, Aslanların Dönüşü ve Yedi Dağın Aslanı'nda (1966 - Yılmaz Atadeniz) bir cengâver, İnce Cumali (1967 - Yılmaz Duru), Tutku (1974 - Hüsnü Cantürk), Toprağın Teri (1981 - Natuk Baytan) ve İsyan'da (1979 - Orhan Aksoy) kötü ağa, Maskeli Beşler ve Maskeli Beşlerin Dönüşü'nde (1968 - Yılmaz Atadeniz) bir Meksikalı, Aslan Bey'de (1968 - Yavuz Yalınkılıç) eski bir Rus Generali, Gelin Kız'da (1970 - Orhan Elmas) oba beyi, Kanıma Kan İsterim'de (1970 - Çetin İnanç) idamlık katil, Öksüzler'de (1973 - Ertem Göreç) dilendirici, Belalılar'da (1974 - Melih Gülgen) çetebaşı, Tatlı Nigar'da (1978 - Orhan Aksoy) zengin bir kasabalı, Çayda Çıra'da (1982 - Yücel Uçanoğlu) zengin bir ağa, Alınyazısı'nda ise (1986 - Orhan Elmas) eski bir külhan beyi olarak çıktı karşımıza. Gerek teknik ve konu, gerekse de sinema dili açısından vasat diyebileceğimiz bu ve benzeri filmlerde Taş, dönem dönem çeşitli roller aldı. Ancak sinemada onu adından sıkça söz ettiren filimler Susuz Yaz, Duvarların Ötesi ve Gecelerin Ötesi oldu.

Erol Taş'ı 1969 yılı itibariyle Çetin İnanç, 1971'den sonra ise Yılmaz Atadeniz'li macera filmlerinde sıkça görmekteyiz. Yılmayan Şeytan filminde (1968 - Yılmaz Atadeniz) Dr. Şeytan'ı oynar. Dr. Şeytan (Erol Taş), "Tanyant" madenini kullanarak bir robot icat eder. Amacı ürettiği robotlarla dünyayı ele geçirmektir. Ancak filmin sonunda kısa devre yapan robotu tarafından öldürülür. Çeko'nun (1970 - Çetin İnanç) konusu ise 1875 yılında Meksika'da geçmektedir. Ramon isimli eşkıya (Erol Taş), köylülere türlü işkenceler yapmakta ve cinayetler işlemektedir. Bir başka Yılmaz Atadeniz filmi olan Maskeli Beşler ve Maskeli Beşler'in Dönüşü'nde (1968) ise (Erol Taş) yine Ramon ismi ile ancak bu kez Meksikalı bir general rolündedir. Kızıl Maske'de (1968 - Tolgay Ziyal) müze müdürü, Küçük Kovboy'da (1973 - Guido Zurli) çiftlik kahyası, Hakanların Savaşı'nda ise (1968 - Mehmet Arslan) Kubilay Han rollünü oynamaktadır.

Ömer Lütfi Akad tarafından 1966'da çekilen Hudutların Kanunu'nun konusu Güneydoğuda bir sınır kasabasında geçmektedir. Toprak verimsizdir ve tek geçim yolu kaçakçılıktır. Kaçakçı olmamak için direnen Yılmaz Güney'in aksine Erol Taş yani Ali Cello çoktan çareyi bu işte bulmuştur bile. Sınırdan kaçak davar geçirmektedir ancak sonunda başlattığı oyuna yenik düşer ve bir çatışmada vurularak ölür. Hudutların sert ve acımasız kanuna karşı Ali Cello'nun kötülüğü bile dayanamamıştır. Taş bu filmde de çoğunluk kötü adam rollerinden birisini alışılagelmiş bir oyun tarzı ile oynamaktadır.

1968'de Nuri Ergün tarafından çekilen “Dertli Pınar” ise Taş'ın ağa tiplemeleri için örnek gösterilebilir. Mahmutoğlu Hilmi Ağa (Erol Taş) köylünün toprağını çeşitli dalaverelerle hatta silah zoru ile elinden almakta ve etrafındaki herkese hükmetmektedir. Daha fazla toprağa sahip olma tutkusu saplantı halini almıştır. Bunun için yapamayacağı şey yoktur. Ancak her şey planladığı gibi gitmez, bütün çabasına rağmen sonunda yenildiğini anlar ve suçunu itiraf eder. Oyun düzeyinin vasat olduğu bu filmde Taş abartılı olduğu kadar da kontrolsüz bir oyun sergilemektedir.

 

Fatma Murat


Fatma Murat, Ankara'da doğdu. İki oğlu ve bir torunu vardı. Tiyatro'ya Ankara Halk Tiyatrosu'nda Erkan Yücel ile başladı. 1985 yılında İstanbul'a gelerek Levent Kırca - Oya Basar Tiyatrosu’na katıldı. Uzun yıllar boyunca "Olacak O Kadar"da, ayrıca Neşeli Hayat, Şeytan Bunun Neresinde, Son, Yılın Kadını adlı sinema filmlerinde, Türkmen Düğünü ve Genco gibi birçok dizide rol aldı.

Varlık, Adam Öykü, Kitap-lık adlı edebiyat dergilerinde çeşitli öyküleri yayımlanan Fatma Murat'ın "Hiç Değilse Ölüm Var" ve "Korkuyor Aşk" adlı 2 adet yayımlanmış öykü kitabı var.

 

 

Fatoş Sezer


1980 yılında mankenliğe başlayan, ilk kez 1984'de kamera karşısına geçen Fatoş Sezer, sinemamızın ünlü yönetmenleriyle çalıştı. Yönetmenliğini Atıf Yılmaz'ın yaptığı 'Hayallerim, Aşkım ve Sen', 'Ah Belinda', 'Asiye Nasıl Kurtulur?' filmleri, Halit Refiğ'in yönetmenliğini yaptığı 'Kurtar Beni' ve 'Hanım' adlı filmleri ve 40'a yakın filmde rol aldı. Bilsak Tiyatro Okulu'nu bitirdikten sonra 1988-1996 yılları arasında Fransa'da tiyatro çalışmaları yaptı. 1988 yılında Antalya Film Festivali'nde, Halit Refiğ'in "Kurtar Beni" adlı filmiyle "en iyi yardımcı kadın oyuncu" ödülünü aldı. Çeşitli reklam filmlerinde de rol alan Sezer, 'Sıla' adlı dizide, 'Sevdalı Bulut', 'Nereye Payıdar', 'Simyacı' ile çeşitli tiyatro oyunlarında sahne aldı. Sezer, son olarak 'Rugby Türkiye' ve 'Auto Türkiye' isimli dergilerin sanat yönetmenliğini yürütüyordu.

 

Feridun Çölgeçen


Feridun Çölgeçen (10 Mayıs 1911; İstanbul - 19 Ocak 1978; İstanbul), Türk tiyatro ve sinema oyuncusu.
Sanat hayatına tiyatro ile başlayan Çölgeçen, 400'ü aşkın filmde yardımcı oyuncu rollerinde oynamıştır. ABD kuruluşu olan United Artists'in Timbuktu adlı filmiyle, Hollywood'da da yer alan sanatçı; ABD'de 20 civarında film çevirmiştir.

 

Feridun Karakaya


Feridun Karakaya (d. 1928, İstanbul - ö. 24 Nisan 2004, İstanbul). Tanınmış bir komedi oyuncusudur.
1955 ve 2002 yılları arasında pek çok film ve tiyatro eserinde rol oynamıştır. 1960 ve 1970'li yıllarda pek çok filmde canlandırdığı "Cilalı İbo" karakteri ile hafızalara kazınmıştır. 76 yaşında kalp krizinden ölmüştür. Zincirlikuyu mezarlığında gömülüdür. Molière 'in oyunlarında oynadığı rollerle Türkiye'de Fransız kültürünün tanınmasına sağladığı katkılar dolayısıyla Fransa tarafından Legion D'Honneur Nişanı ile ödüllendirilmiştir. Sahnede oldukça dinamik, canlı performansıyla ve kendine özgü sempatik konuşma tarzıyla hatırlanmaktadır. Oğlu Cem Karakaya da babası gibi aktördür.
2007 yılında İstanbul, Beykoz Belediyesi tarafından açılan tiyatroya Feridun Karakaya'nın adı verilmiştir.

 

 

Gazanfer Özcan


Tiyatronun yanı sıra pek çok sinema filminde rol alan; televizyonda rol aldığı dizilerle geniş kitlerce tanınan, Kuruntu Ailesi dizisindeki “Hüsnü Kuruntu” ve son yıllarda Avrupa Yakası’nda canlandırdığı “Tahsin Bey” rolleri ile gönüllerde taht kuran sinemamızın ve tiyatromuzun usta ismi Gazanfer Özcan vefat etti. 1931 İstanbul doğumlu Özcan 78 yaşındaydı.

Yarın Karacaahmet Mezarlığı’nda toprağa verilecek olan Özcan için Haldun Taner Sahnesi’nde özel bir tören planlanıyor.

 

 

Özcan’ın oynadığı filmler: 
İngiliz Kemal, Lawrence’e Karşı (1952), Çeto Salak Milyoner (1953), Fındıkçı Gelin (1954), Aramızda Yaşıyamazsın (1954), Şimal Yıldızı (1954), Allı Yemeni (1958), Sevdalı Gelin (1959), Garipler Sokağı (1959), Biz İnsan Değil Miyiz (1961), İki Damla Gözyaşı (1961), Utanmaz Adam (1961), Naciyem (1961), Minnoş (1961), Yedi Günlük Aşk (1961), Külkedisi (1961), Damat Beyefendi (1962), Şaka Yapma (1962), Avare Şoför (1963), Vur Patlasın Çal Oynasın (1970), Çılgın Yenge (1971), Televizyon Çocuğu (1975), Tokmak Nuri (1975), Ah Nerede Vah Nerede (1975), Dam Üstüne Çul Serelim (1975), Burnumu Keser Misiniz (1992), Komser Şekspir (2000), Keloğlan Kara Prens’e Karşı (2005), Beyaz Melek (2007).

 

 

Güzin Özipek

Güzin Özipek (d. 11 Mart 1925 - İstanbul, ö. 12 Ağustos 2000 - İstanbul) Opera, sinema ve tiyatro sanatçısı.
Ticaret lisesinin ortaokul bölümünden mezun olan sanatçı, Beyoğlu'ndaki Ses Opereti'nde 1944'te Cemal Reşit Rey ve Ekrem Reşit Rey kardeşlerin Hava Cıva operetinin İzmir turnesiyle sanat yaşamına başladı. Bir yıl sonra Yolculuk Var, Tatlı Sert, Zırdeliler, Yaman Şey, Platin Palas, Kâtibin Karısı gibi operetlerde rol alarak, Muammer Karaca tiyatrosunda görev yaptı.
1956'ya kadar Karaca Tiyatrosu'nda kalmakla birlikte, 1952 yılında İstanbul Yıldızları filminde Muammer Karaca ile başrolde oynayarak sinemaya da adım attı.
Evlenip Zonguldak'a yerleşmesi üzerine sanat hayatına 12 yıl ara veren sanatçı, 1965'te Gülriz Sururi-Engin Cezzar Tiyatrosu'nda Keşanlı Ali Destanı müzikali ile yeniden sahnelere döndü. 1966'da Gen-Ar Tiyatrosu'na geçen Özipek, 1971'den sonra bir süre de Haldun Dormen ile çalıştı.
Bu arada asıl mesleği mühendislik olan eşi Aydın Tezel'i de sanat yaşamına çeken Güzin Özipek, eşiyle birlikte 1969-1974 yılları arasında yedi film ve fotoromanlar çevirdi. Son dönemde Bizimkiler dizisinde babaanne Leyla hanım rolünde 12 yıl oynayan sanatçı, 56 yılını sahnelere verdikten sonra 75 yaşında rahatsızlanarak öldü.

 

Hadi Çaman


Kadıköy Kızıltoprak’ta bulunan bir huzurevinde yaşayan tiyatro sanatçısı Hadi Çaman 65 yaşında hayatını kaybetti. Bir süre önce ALS hastalığı teşhis edilen Hadi Çaman, Kocaeli Üniversitesi İktisadi Bilimler Fakültesi’nde görev yapan oğlu Doç. Dr. Mehmet Efe Çaman’ın refakatinde Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde tedavi görmüştü.
Hadi Çaman 13 Ocak 1943’te Kastamonu’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Abdurrahman Paşa Lisesi'nde tamamladı. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde eğitim aldı. Amatörce ilgilendiği tiyatro sanatında 1962 yılında Dormen Tiyatrosu ve ardından Kent Oyuncuları'nın açtığı bir sınavı kazanarak Altın Yumruk adlı oyunda profesyonelliğe adım attı. Daha sonra Gülriz Sururi - Engin Cezzar Tiyatrosu, Nisa Serezli - Tolga Aşkıner Tiyatrosu, Miyatro (Müjdat Gezen), Şan Tiyatrosu gibi tiyatrolarda da onlarca oyunda oynadı. 1982 yılında Yeditepe Oyuncuları'nı kurdu. Uzun süre Nişantaşı'ndaki kendi tiyatrosunda sanat yaşamını sürdürdü. Çeviriler, uyarlamalar yaptı, oyunlar yazdı, yönetti.

 

 

 


Hayati Hamzaoğlu
Sanat hayatına, 1953 yılında çekilen "Köyün Çocuğu" adlı filmde yardımcı oyuncu olarak başlamıştır. İlk başrolünü 1961'de oynayan Hayati Hamzaoğlu, daha çok "kötü adam" rollerinde yer almıştır. Sanatçı, akciğer kanserine yakalanarak, 67 yaşında vefat etmiştir. Sanatçının mezarı, Antalya Şehir Mezarlığı' nda bulunmaktadır.

Aldığı Ödüller:

1969 Adana Altın Koza Film Festivali, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü, Kuyu
1970 Antalya Altın Portakal Film Festivali, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü, Bir Çirkin Adam
1991 Antalya Altın Portakal Film Festivali, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü, Tatar Ramazan
1999 Antalya Altın Portakal Film Festivali, Yaşam Boyu Onur Ödülü

 

Hilal Esen


Doğum tarihi: 06.02.1952
Doğum yeri: İstanbul
Eğitimi: Notre Dame de Sion-2
Ölüm Tarihi: 25/07/ 2011

 

Hulusi Kentmen


Sinemamızın efsane karakter oyuncularından biri olan Hulusi Kentmen, orta yaşlarda başladığı sinema kariyerinde canlandırdığı babacan, tatlı sert karakterlerle çok sevildi.

Deniz Kuvvetlerinde Astsubay olarak orduda görev aldı. Emekli olduktan sonra sinema oyunculuğuna başladı. İlk oynadığı film 1940 yılında "Sürtük" oldu. Tatlı-sert ve babacan tarzı ile çoğu filmlerinde baba, komiser, bahçıvan, hakim vb. roller üstlendi, birçoğunda kendi adıyla oynadı. Kentmen, 1942-1988 yılları arasında 500'e yakın filmde rol aldı. Türk sinemasında bir klasik olan oyuncu 81 yaşında 20 Aralık 1993'te Böbrek yetmezliği sonucu yaşamını yitirdi. Naaşı Karacaahmet mezarlığındadır.

 

 

Hulki Saner


İstanbul’da 1921 yılında doğan Hulki Saner, Kimya Fakültesi’nden mezun olmasının ardından 1944’te ABD’ye giderek kimya ve müzik eğitimi aldı.
1952’de İstanbul Operası’na giren ve bas-bariton olarak “Tosca” operasıyla başrole çıkan Saner, İstanbul Radyosu’nda “Melodi Kervanı” adlı programı hazırladı.
Saner, “Caz Topluluğu” adıyla bir ekip oluşturdu ve 1956 yılındafon müzikleri hazırlayarak sinemaya girdi. Aynı yıl kendi adına film şirketi kurup yapımcılığa, 1958 yılında ise yönetmenliğe başlayan Saner, Sadri Alışık’ın başrolünde oynadığı "Turist Ömer" dizisiyle ün yaptı.
Emel Sayın, Erol Büyükburç gibi şarkıcıların başrol oynadığı filmlere de yönetmen olarak imza atan Saner, bir süre plak yapımcılığı ve besteler yaptı, şarkı sözü yazdı. 1990’lı yıllarda TV dizileri için müzik hazırlayan Saner, SESAM’ın başkanlığı görevi de yaptı.

 

Hüseyin Baradan

Hüseyin Avni Baradan (15 Haziran 1932; İzmir - 30 Haziran 2004; İzmir), Türk sinema ve tiyatro oyuncusu, gazeteci.
"En iyi kötü kalpli adam" olarak tanınan Hüseyin Baradan; oğlunun ifadesine göre 450 filmde, kendisinin bir röportajında yaptığı açıklamasına göre de 467 filmde oynamış bir sanatçıdır.
Gazetecilik ve foto muhabirliği ile başlayan çalışma hayatında, Demokrat İzmir, Hürriyet, Ege Ekspres gazetelerinde çalıştı. İzmir'de bir lokantada otururken, tesadüfen sinemeya başlayan (1950) Hüseyin Baradan, sinemada bazen "kötü adam", bazen "arkadaş canlısı, sevimli dost" karakterlerini başarı ile canlandırmış bir sanatçıdır. 1970'lerde yükselen seks filmleri furyasına uymayı benimsemeyen Baradan; eski mesleği foto muhabirliğine döndü. Bir süre de halkla ilişkiler alanında çalıştı. Ulusal Radyo Televizyon'un İzmir temsilciliğini yaptı. Ege-Koop basın ve halkla ilişkiler anışmanlığı yaparken, sıgara yüzünden hastalanarak, 72 yaşında öldü.
Uzun süre sanat hayatına sinema filmleriyle devam eden Baradan, yazdığı kitapta, bir dönem Lütfi Kopan ile Karakediler isimli bir ikili oluşturarak tiyatro yaptıklarını da anlatır.
Birçok ödül ve sürekli basın kartı sahibi olan Hüseyin Baradan, İzmir Gazeteciler Cemiyeti ve Foto Muhabirleri Derneği üyesiydi.
Eşini kaybettikten sonra (2000) sağlık konusunda gençliğin bilinçlenmesi için de etkinlikler gösteren sanatçı; bir hastanenin onarımı için başlatılan kampanyaya da büyük destek vermişti. 1965 yılında ilk kez başrol oynadığı Hüseyin Baradan-Çekilin Aradan filminin adı yıllarca sinemaseverlerin diline dolanmış adeta bir özdeyiş gibi her yerde söylenir olmuştu. Hüseyin Baradan sanat yaşantısından arda kalan anılarını 1996 yılında kitap haline de getirdi. Bu Gözler Neler Gördü adlı anı kitabı Ege-Koop yayınlarından çıkmıştı.

 

Hüseyin Peyda

Hüseyin Peyda, (27 Ocak 1922, Şanlıurfa - 30 Temmuz 1990, İstanbul)
Yeşilçam'ın en önemli oyuncularından biridir. En önemli özelliği olarak görülen oldukça açık renkli gözleri ile tanınan Peyda, filmlerinin çoğunda kötü adam karakterlerini canlandırdı. Birçok filmde Cüneyt Arkın ile beraber oynadı. Film çevrelerinde, oynadığı filmlerden elde ettiği kazancını kendi yönettiği filmlere yatıran gerçek bir sinema sevdalısı olarak tanındı. Zamanında ticaret ile uğraşmış, bir ara Türkyolu isimli bir dergi çıkartmış sonrada bir film şirketi kurmuştur. Hüseyin Kazasfil adı ile senaryolar yazıp Hüseyin Örmen adı ile filmler çekmiştir.

 

İhsan Yüce

 

Çok yönlü bir sanatçı olan İhsan Yüce, sinema ve tiyatro oyuncusu, senarist, yönetmen ve şairdir. İzmir Atatürk Lisesi ve İktisadi ve Ticari İlimler Akademisinde okudu. Bir süre özel şirketlerde muhasebecilik yaptı. Sanat yaşamına 1952'de İzmir'de Halk ve Çocuk Tiyatrosunda başladı. Bir sezonluk ömrü olan Bizim Tiyatroyu kurdu. 1965-1966 arasında Lale Oraloğlu Tiyatrosunda çalıştı. 1968 yılında üç arkadaşı ile birlikte Ankara Drama Tiyatrosunu kurdu. Bu tiyatroda Suç ve Ceza ile Sahne Işıkları isimli oyunları sahneledi ve ilgi gördü. Gen - Ar, Arena ve Direklerarası Tiyatrolarında çalışmalarını sürdürdü. Altın Yumru filmi ile oyuncu olarak sinemaya geçti. Ertem Eğilmez'in yönettiği Senede Bir Gün, Bir Millet Uyanıyor, Sürtüğün Kızı gibi filmlerde oyunculuğunu sürdürdü. Bu arada senaryo yazmaya başladı. Aslıer Film şirketini kurdu, senaristliğini, yönetmenliğini ve oyunculuğunu yaptığı Hayat Cehennemi adlı filmi yaptı. 1966 Antalya Film Festivalinde İşte Hayat filmindeki kompozisyonu ile En Başarılı Yardımcı Erkek Oyuncu ödülünü aldı. 1981 Antalya Film Festivalinde Derya Gülü isimli filmdeki rolüyle En Başarılı Erkek Oyuncu ödülünü aldı.

125'i aşkın filmde oynayan Yüce'nin şiirlerinin çoğu yayımlanmamıştır. En ünlü şiiri Ekmek Şarap Sen ve Ben'dir.

 

Kadir Savun

Kadir Savun (15 Ağustos 1926-10 Ekim 1995) Erzincan'ın İliç ilçesi Doruksaray köyünde doğan usta bir Türk sinema oyuncusudur. Sinemaya 1940'lı yıllarda başladı. 100'ün üzerinde yapımda rol aldığı Yeşilçam'ın önde gelen karakter oyuncularından birisiydi. Sağlam, gururlu ve güvenilir karakterlerin vazgeçilmez oyuncusuydu. Aynı dönemde kötü adam karakterleriyle ünlenen ve "halkın nefret ettiği adam" olan Erol Taş'ın zıt kutbuydu. Merhamet, sadakat ve vefa gibi duyguları izleyenlere aktarırdı. Bazen mütevazı bir balıkçı, bazen demirci bazen de marangoz rolünde çıktığı filmlerde hiçbir zaman kötü roller oynamadı, ama hiçbir zaman başrol de oynamadı. Bu konuda akranı Hulusi Kentmen ile aynı kaderi paylaşıyorlardı.Cüneyt Arkın,kendi web sitesinde Kadir Savun hakkında şunları yazmıştır :" Kadir Savun, kocaman bir şefkat ve dostluktu. Herkesin derdine koşturur, üzgün, kederli arkadaşlarını güldürebilmek için hep soytarıyı oynardı. Hastalandı. Ölüm döşeğindeydi. Ziyaretine gittim. Hayata küskün iri suratını dünyaya çevirmiş, hüzünlü yüzü duvarda, koca, kara gözleri çaresiz öylece yatıyordu.O neşe, iyimserlik dolu adamı ne yapsam konuşturamadım, birazcık olsun gülümsetemedim.Bir ara inler gibi dedi ki: "Ah ! Şimdi bir film setinde olsaydım" .Öksüz bir çocuk gibi iç çekti. Yüreğim yandı.Kadir Savun bir ihtimal bir filmde çalısma imkânı verilseydi; YAŞARDI. Mezarı Feriköy Mezarlığındadır.

Gazeteci yazar Ahmet Turan Alkan da Kadir Savun hakkında şöyle demiştir: "Kadir Savun aslında hepimizi savundu".

 

Kamuran Usluer

Otuz yılı aşkın emek verdiği Türk sinemasında en çok Eşkıya'daki Berfo ve Salkım Hanımın Taneleri'ndeki Halit Bey karakterleriyle tanınır.
İstanbul Şehir Tiyatrolarında uzun süre çalışmış, buradan 2002 yılında, yaş haddinden emekli olmuştur. Ayrıca, uzun yıllar seslendirme yapmıştır.
Akciğer kanseri nedeniyle uzun süre tedavi görmüş, ancak 2004 yılında tedavi gördüğü Acıbadem Hastanesi'nde vefat etmiştir.

 

Kazım Kartal


Kazım Kartal, (d. 1936, Koyunlu, Bor, Niğde - ö. 13 Ağustos 2003, İstanbul), sinema ve dizi oyuncusu.
Sanat yaşamına 1964 yılında başlayan Kazım Kartal, Türk sinemasının adı fazla bilinmeyen kahramanlarındandır. Genellikle karakter rollerde yardımcı oyuncu olarak rol alan "kötü adam" Kartal, sanat yaşamı boyunca 1000 civarında (saptanabilen 350), filmde rol almış, iki senaryo yazmış, bir filmin yönetmenliğini üstlenmiştir.
Bir dönem seks filmleri furyasında da çeşitli filmlerde rol alan Kartal, o süreçteki gerekçesini şu sözlerle açıklamıştır: "Parasız kaldığım dönemlerde bakkaldan veresiye alışveriş bile yapamayıp, alay konusu olmak canıma tak demişti, mecburdum". Çasod üyesi olan sanatçı, bir dizi filmin çekimi için gittiği Erzurum Hınıs'da rahatsızlanıp İstanbul'a dönmesinden kısa bir süre sonra kalp krizi nedeniyle yaşamını yitirmiştir.

Kemal Sunal

Kemal Sunal, 1944 yılında İstanbul'da doğdu. "Zoraki Tabip" adlı tiyatro oyunuyla sahne hayatı başladı. Kenterler Tiyatrosu'nda 1 yıl kadar çalıştı ardından Devekuşu Kabare Tiyatrosu'nda rol aldı. Sinemaya ise ilk adımını 1973'te Ertem Eğilmez'in yönettiği bir filmle attı. Filmlerinde daha çok, saf, şanslı ve iyi yürekli karakterleri oynadı. Türk sinemasında başta İnek Şaban tiplemesi olmak üzere canlandırdığı pek çok tiple herkesin kalbinde taht kurdu.

1974 yılında evlenen Kemal Sunal'ın Ali ve Ezo adlarında iki çocuğu oldu. 1977'de Antalya Film Festivali'nde "En İyi Erkek Oyuncu Ödülü"nü aldı.

Hayatı boyunca toplam 82 filmde rol alan Kemal Sunal, 3 Temmuz 2000 tarihinde Balalayka adlı filmin çekimlerine başlamak için Trabzon'a gitmek üzere bindiği uçakta kalkıştan önce geçirdiği kalp krizi sonucu hayata gözlerini yumdu.

Kenan Pars


Sinema sanatçısı ve yönetmen Kenan Pars, 88 yaşında İstanbul'da vefat etti. Gerçek adı Kirkor Cezveciyan olan oyuncu, 1920'de İstanbul'da doğdu. Siyah beyazlı yıllardan bugüne kadar hiç aralıksız, yüzlerce filmde oynayan Pars, Türk sinemasının aranılan yüzü oldu.
Sinemanın genellikle kötü adam tiplemelerini üstlenen Kenan Pars, oyunculuğunun yanı sıra birkaç filmde yönetmenlik, yapımcılık ve senaryo yazarlığıda yaptı.
10 Mart 1920'de doğan Pars 88 yaşındaydı. Yaklaşık bir aydır ağır grip tedavisi gördüğü söylenen Pars'ın ve akciğer kanseri olduğu ve bu sabah saat 08.00'de kızının Beylikdüzü'ndeki evinde, 'doğum gününde' hayatını kaybetti...
Son zamanlarında kendi adını taşıyan bir Milli Piyango bayii işleten sanatçı Bakırköy'de yaşıyordu.

Kudret Karadağ

Kudret Karadağ 16.05.1928 <->23.02.2004
Doğum tarihi: 16/05/1928 Doğum yeri: Balıkesir Ölüm Tarihi: 23/02/2004 Ölüm Yeri: İstanbul 16 Mayıs 1928 tarihinde Balıkesir’de doğmuştur. Kavgaya girmeden önce bıyıklarını burkmasıyla ünlüdür. 23 Şubat 2004 tarihinde İstanbul’da hayata gözlerini yummuştur.

 

Macit Flordun

Macit Flordun (d. 13 Mart 1939 Vidin, Bulgaristan - ö. 12 Kasım 1996, İstanbul), Türk tiyatro ve sinema oyuncusu.
Sanatçı Tardu Flordun'un babası olan Macit Flordun, Ankara Devlet Konservatuvarı müzik ve tiyatro bölümü mezunudur. Sinemaya 1975 yılında başlamıştır. Yeşilçam'da, 1976 yılında Huzurum kalmadı adlı filmle "En iyi yardımcı oyuncu" ödülünü aldı. Devlet tiyatrolarında oyuncu, rejisör ve yönetici olarak çalıştı.

 

Meral Okay


Beş yıl devlet memurluğu yapan Okay, bu süreçte Toprak Mahsülleri Ofisi'nin Dünya Bankası projelerinde ve TBMM'nin Atatürk'ün 100'üncü yaşı kutlamaları çerçevesinde kurulan bir komisyonunda yer aldı. 12 Eylül döneminde Türkiye İşçi Partisi üyesi ve işyeri temsilcisiydi.

1984 yılında sinema ve tiyatro oyuncusu Yaman Okay'la evlenendi. 10 yıl sonra eşi, henüz 41 yaşındayken kanserden yaşamını yitirdi.

İstanbul'a taşınarak Günaydın gazetesinde çalışmaya başladı. Dergicilik, yayıncılık, yapımcılık, Sezen Aksu ile sahne çalışmaları yaptı, şarkı sözleri yazdı. İkinci Bahar dizisiyle ünlendi. Bir filmde yapımcılık denemesinde bulundu.

Meral Okay oyuncu olarak Bir Bulut Olsam, Alia, Beynelmilel, O Şimdi Asker, Hiçbiryerde, Koltuk Sevdası, Yeditepe İstanbul, İkinci Bahar, Seni Seviyorum Rosa film ve dizilerinde rol aldı.

Okay, Yasemince, Asmalı Konak, Fedai, Bir Bulut Olsam dizilerinin senaryosunu yazdı. Okay ölümü öncesi büyük ses getirmiş olan Muhteşem Yüzyıl dizisinin senaryosunu yazıyordu.

Aldığı Ödüller:
14. Adana Altın Koza Film Şenliği - 2007, En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Beynelmilel
24. Siyad Türk Sineması Ödülleri - 2002, En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Hiçbiryerde

 

Mesut Engin

Yeşilçam’ın ünlü jönlerinden Mesut Engin, Kartal Devlet Hastanesi'nde yaşamını yitirdi. Ünlü oyuncunun son yılları kaybettiğimiz pek çok Yeşilçam yıldızı gibi sefalet içinde geçti. Böylece yaşamı rol aldığı Yeşilçam filmlerini aratmayan bir yıldızı daha kaybetmiş olduk.

1973 yılında Ses Dergisi'nin açtığı yarışmada birinci olmasının ardından sinemaya adım atan, mankenlik ve fotomodellik de yapan Engin, 1973 - 2002 yılları arasında birçok filmde rol aldı. Özellikle 70'li yılların jön oyuncuları arasında yer aldı.

1976'da yaşadığı bir trafik kazasında sağ el bileğinin sinirlerinin kesilmesiyle bunalıma girerek alkolik olanEngin, uzun süre uğraş vererek bu bağımlılıktan kurtuldu, ancak bu kez de açtığı güzellik salonunun batması üzerine sokaklarda yaşamaya başladı. Çevredekilerin "dede" lakabını taktığı Engin, bir süre İzmir'de otobüs duraklarında, banklarda yaşamak zorunda kaldı. Daha sonra ise Beyoğlu sokaklarında hayatını sürdürdü.

2009 yılında tiyatro sanatçıları Mehmet Esen ve Mustafa Turan’ın Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi önünde bitkin bir halde bulduğu Engin’e, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kayışdağı Darülaceze Müdürlüğü kapılarını açmıştı.

 

 

Mete İnselel

Mete İnselel, (d. 2 Aralık 1938, İstanbul - ö. 15 Mayıs 1981, İstanbul) Tiyatro ve sinema oyuncusu.

Mete İnselel
1970'li yılların seks filmleri furyasında ünlü olan Mete İnselel, sanat hayatına tiyatro ile başladı. Ferhan Şensoy'la birlikte Aya Maya Kumpanya Tiyatrosu adlı bir oluşumda yer aldılar. Şarkıcı Müfide İnselel'in babası olan sanatçı, daha sonra sinemaya geçti. "Sabun köpüğü" denen hafif filmlerde, yardımcı erkek oyuncu rollerinde, saf - aptal adam rollerini ustalıkla canlandırdı. Mete İnselel, geçinebilmek için seks filmlerinde oynamaktan gelen pişmanlığını dile getirmiş, bu filmlerden kazandığı parayı tiyatroya yatırmıştır. Mete İnselel kalp krizi nedeniyle genç yaşta hayata veda etti.

 

Mualla Sürer

Mualla Sürer (d. 14 Ağustos 1902, Nevşehir - ö. 21 Ekim 1976, İstanbul) Türk, tiyatro ve sinema sanatçısı.
Türk sinema tarihinin kilometre taşlarından, genellikle Türk sinemasında "sabun köpüğü" şeklinde anılan "salon" filmlerinde, yardımcı kadın oyuncu olarak, "kötü kadın" rollerine çıkan sanatçı, ilk filmini 1953 yılında çevirdi.
200'e yakın filmde rol aldı. 28 Eylül 1976`dan beri tedavi görmekte olduğu hastanede, 21 Ekim 1976 yılında kalp ve solunum yetmezliğinden İstanbul`da 74 yaşındayken öldü.

 

 

Muzaffer Civan

1923 - 1990 (67 yaşında vefat etmiş)

Görev Aldığı Yapımlar:

Kiracı, 1987, Oyuncu
Kılıbık , 1983, Oyuncu
Davaro , 1981, Oyuncu, Oyuncu
Kader Arkadaşı, 1981, Oyuncu
Şark Bülbülü, 1979, Oyuncu
İstasyon, 1977, Oyuncu
Hakanlar Çarpışıyor, 1977, Oyuncu
Darbe, 1976, Oyuncu
Babaların Babası, 1975, Oyuncu
Azap, 1973, Oyuncu
Mahpus, 1973, Oyuncu
Güllü Geliyor Güllü, 1973, Oyuncu
Dönüş, 1972, Oyuncu
Aşka Susayanlar, Seks Ve Cinayet, 1972, Oyuncu
Kaderimin Oyunu, 1972, Oyuncu
Alın Yazısı, 1972, Oyuncu
Azrailin Beş Atlısı, 1971, Oyuncu
Battal Gazi Destanı, 1971, Oyuncu
Kara Gözlüm, 1970, Oyuncu
Tarkan Mars'ın Kılıcı , 1969, Oyuncu
Malkoçoğlu Akıncılar Geliyor, 1969, Oyuncu
Gök Bayrak, 1968, Oyuncu, Oyuncu
Horasan'dan Gelen Bahadır, 1965, Oyuncu

 

 

Necdet Tosun

Necdet Tosun (d. 3 Ağustos 1926 - Balıkesir, ö. 10 Mayıs 1975 - İstanbul) Sinema sanatçısı.
Lokantacılık, leblebicilik yapan ve en son terzide çalışırken, çekim için Burhaniye'ye gelen bir film ekibinin dikkatini Tosun'un fiziği çeker, İstanbula davet edilmesi üzerine sanat hayatına başlar. Burhaniye'li olan sanatçı 400'e yakın filmde rol almıştır. Gürdal Tosun ve Erdal Tosun kardeşlerin babasıdır. Birçok filmde, şişman güleryüzlü "aşçı" rolünü canlandırdığı sevecen tipiyle izleyicinin sempatisini kazanmıştır.

 

Necdet Yakın

Necdet Yakın (d. 1 Ocak 1932 Bulgaristan - ö. 20 Eylül 2006 İstanbul) Tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu.

İstanbul Şehir Tiyatroları sanatçısı olan Yakın, 1958'de İstanbul Teknik Üniversitesi'nde tiyatroya başlamıştı. Haldun Dormen'in yönettiği Cep Tiyatrosu kurslarına katılan sanatçı, 1960'ta Şehir Tiyatroları'na girerek, 1997 yılında emekli olduktan sonra da rol almayı sürdürdü. 1962 yılında sinemaya başladı. Sakar Şakir filminde Lüfer karakterini başarılı bir şekilde canlandırmıştır.Yardımcı oyuncu rollerinde yer alan Necdet Yakın; genellikle gülmece türü eserlerde oynadı. İstanbulda ölen oyuncu Ortaköy mezarlığında gömülüdür.

 

Nubar Terziyan

Asıl ismi Nubar Alyanak olan Ermeni asıllı oyuncu Nubar Terziyan sinemamızın bir anlamda nur yüzlü tonton dedesi olarak anılır. Canlandırdığı, içimize işleyen sıcak karakterlerle bir anlamda sinemamızda iyiliğin timsali olmuştur.

1909 yılında İstanbul'da doğan santçı, Bakırköy Bezezyan Lisesi'ne gitti. 1940 yılında Gençler Temaşa Heyeti'nde sanat hayatına başladı. 1949 yılında Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın Efsuncu Baba romanı filme alındığında Nubar Terziyan bu filmde aldığı rolle sinema oyunculuğuna başladı. 400'ün üzerinde filmde rol aldı. Büyükdereli (Sarıyer) olan Nubar Terziyan 14 Ocak 1994 tarihinde İstanbul'da gözlerini hayata yumdu.

Nubar Terziyan, daha ziyade iyi aile reisi rolleriyle halkın gönlünde yer etti. Nubar Terziyan'ın cenaze merasimi Kumkapı Patriklik Meryem Ana Ermeni Kilisesi'nde düzenlendi ve Terziyan Balıklı Ermeni Mezarlığı'ndaki aile kabrine defnedildi.

 

Orhan Günşiray

Orhan Günşiray (d. 3 Temmuz 1928 - İstanbul - ö. 27 Ağustos 2008 - İstanbul) Türk sinema sanatçısı.
Nüfusa kayıtlı adı tam olarak "Orhan Melih Günşiray" olan,sinema çalışmalarında kullandığı "Orhan Günşiray" adıyla tanınan, Yeşilçam'ın efsane jönü olan sanatçı, Musahipzade Murat Bey'in torunu, merhum Mahir ve Nebiye Günşiray'ın oğulları, Nerime Özsu'nun kardeşi, Meral Furtun'un ağabeyi, merhum Celal Özsu'nun ve Erdal Furtun'un kayınbiraderi, Banu-Yalçın Sarısözen, Mahir, Ömer, Merih Furtun ve Itır-Ahmet Demet'in dayıları, Meral, Stephanie, Ömercan, Erdal ve Mehmet'in büyük dayıları, Murat-Nilüfer (Olcay)-Mahir-Aslı-Gülüm Günşiray'ın babaları, Emir Olcay-Can-Sedef-Mercan Günşiray ve Hazar Budakova'nın dedeleri, Nilgün Günşiray ve Utku Olcay'ın kayınpederleri, Gülçin Esen'in eşi, Fenerbahçe Spor Kulübü'nün 2818 Sicil No'lu Yüksek Divan Kurulu üyesi, Türk Sineması'nın değerli oyuncusudur.
İstanbul'da doğan sanatçı, Tophane Sanat Okulu'ndan mezun oldu. Bir süre ticaretle uğraştı. 1950'de Adalar Erkek Güzeli seçildi. 1957'de Hasan Kazankaya'nın teşvikiyle sinema oyunculuğuna adım atıp "Lejyon Dönüşü" filmiyle beyaz perdeye geçti. Ardından aynı yıl içinde "Murat Çeşmesi" adlı tarihi temalı filmde oynadı. O yıllarda sinema oyunculuğuna güvenemeyen Günşiray, yapmakta olduğu müteahhitlik işi yanında sinemaya devam etti. 1959 yılında baş rolünü Neriman Köksal'la paylaştığı "Fosforlu Cevriye" filmi beklenmeyen bir ilgiyle karşılaşınca, film yapımcılarının aradığı jön olan Orhan Günşiray, yaşamının yönünü sinemaya çevirerek kısa sürede halkın en sevdiği oyuncular arasına girdi.
Sinemada daha sonra Atıf Yılmaz'la ortak Yerli Film'i kurarak yapımcılığa geçti. 1962'de Abdullah Ziya Kozanoğlu'nun eserinden, Suat Yalaz'ın senaryosunu yazıp, Atıf Yılmaz'ın yönettiği "Karaoğlan-Cengiz Han'ın Hazineleri" filminde baş rol oynadı. Büyük umutlarla varını yoğunu bu kostüme, tarihi temalı filme yatıran Günşiray, film vizyona girdiğinde beklediği hasılatı elde edemedi.
Daha sonra kendi firması "Günşiray Film"i kurdu. 1966'da Lütfü Akad'ın yönettiği, kendisinin baş rolünü oynadığı, Türkiye'nin ilk sinemaskop siyah-beyaz filmi "Sırat Köprüsü" filmini yaptı. 1959-1966 yılları arası Türk Sineması'nın en sevilen ve filmleri ilgi gören aktörü oldu. Özellikle polisiye filmlerin çapkın jönü oldu.
Magazin basınında da çapkınlıkları ile gündeme geldi. 1970'den sonra sinemadan uzaklaşarak şarkıcılık, düğün salonu, yazlık sinema işletmeciliği (Beşiktaş Mıstık Sineması) yaptı. 1970'de "İbret" filmiyle sinemaya döndü fakat kısa bir süre sonra sinemadan ayrıldı. 1981'de "7 Şoförün Öyküsü" filmini çevirdi. Televizyon reklam filmlerinde rol aldı. Ömrünün kalan bölümünde bazı film ve televizyon dizilerinde oynadı.
Başından 8 evlilik geçti. Çocuklarından Mahir Günşiray'ı çocukken "Oğlum Oğlum" adlı filminde oynattı. Daha sonra Konservatuvar'ın Tiyatro Bölümünden mezun olan Mahir Günşiray, baba mesleği oyunculuğu seçip tiyatro ve sinema filmlerinde oynadı.
Yaşamının son yılında kan eksilmesi tedavisi gören sanatçı, tedavi gördüğü İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde 27 Ağustos 2008 tarihinde vefat etti. 30 Ağustos Cumartesi günü Teşvikiye Camii'nden kaldırılan cenazesi, Zincirlikuyu Mezarlığı'nda toprağa verildi.

 

Öztürk Serengil

Öztürk Serengil (d. 2 Mayıs 1930, Artvin - ö. 11 Ocak 1999, İstanbul) Türk sinema oyuncusu ve komedyen.
Öğretmen Turgut Beyin oğlu olarak Artvin’de doğdu. Lise ikinci sınıftan sonra öğrenimini bırakarak geleceğin ünlü bankeri Banker Kastelli Cevher Özden ve geleceğin ünlü ressamı Cemal Akyıldız ile birlikte 1949'da İstanbul'a geldi. 1953’te Oğlum Edvard adlı oyunla sanat hayatına başladı. 1958’de Oda Tiyatrosu, 1959’da İstanbul Şehir Tiyatrosu'nda sahneye çıktı. 1950’li yılların başlarında Babıali’de ressamlık yaptı. 3. Kat Cinayeti filmiyle sinema oyunculuğuna başladı. İlk dönemlerde 142 filmde ‘kötü adam’ tiplemesi yapan ve daha sonra da argolu komedilerin değişmez oyuncusu haline geldi ve 300’e yakın filmde rol aldı. "Adanalı Tayfur" tiplemesi ile ün yaptı. 1966’da sinema oyunculuğunun yanı sıra sahneye de çıkarak şovmenlik yapmaya başladı.
Televizyonda "Gülünüz Güldürünüz" adlı yarışma programını hazırladı ve sundu. Bu yarışma sayesinde birçok kişi sahne ve sinema dünyasına adım attı. Çeşitli TV dizilerinde rol aldı. Politik güldürü tarzında çeşitli 45’lik plaklar yaptı. Güldürü plaklarından birisi de Timur Selçuk'un "İspanyol Meyhanesi" adlı şarkısının parodi versiyonu olan "İsmail'in Meyhanesi" idi. Ancak bu plak çıkınca araları bozuldu. Timur Selçuk, daha sonra mahkeme kararıyla bu plakları toplattı. Bir de kendi yaşamının özeleştirisini yaptığı Yeşilçam'ı Benden Sorun adlı kitabı yayınlandı.
Dört kez evlendi. Ses sanatçısı Seren Serengil'in (d. 1971) babasıdır.
Beyin ödemi sebebiyle iki kez ameliyat oldu. Geçirdiği felç nedeniyle ömrünün son bir yılında yürüyemez, konuşma merkezi hasar gördüğü için de son günlerinde konuşma yeteneğini kaybetmişti. Solunum sisteminin durması sonucu 11 Ocak 1999 tarihinde İstanbul-Kozyatağı’ndaki evinde vefat etti. Öldüğünde 68 yaşındaydı. Çengelköy mezarlığına defnedilmiştir.
Serengil, hayatın çeşitli konularına özgün bakış açısı ve Türkçe’ye kazandırdığı ifade ve kelimelerle büyük tartışmalara yol açtı. Bazıları tarafından eleştirilen bu kelimeleri halk benimsemişti. Değişik, kendine has vurgulamalarıyla söylediği "yeşşe", "kelaj" gibi yeni deyişleri Türk argosuna soktu. Şen şakrak sesiyle "yeşşe" diyerek halkın gönlünde taht kurmuştu. Bu "yeşşe" kelimesi o kadar meşhur olmuştu ki İsmet İnönü bile bir olay karşısında kendini tutamayıp "yeşşe" deyivermişti. Bu durum onun her kesimden insana hitap eden bir sanatçı olduğunu gösteriyordu.

 

 

Reha Yurdakul

Reha Yurdakul, (d. 1 Nisan 1926, Burhaniye, Balıkesir - ö. 27 Aralık 1991, Bolu) Türk sinema oyuncusu.
Türk sinemasında aranılan karakter oyuncularından olan Yurdakul, Karanfilli Naciye filminde yönetmenlik, Ana Hasreti, Kanlı Sevda, Kısmetin En Güzeli, Murada Ereceğiz, Ölüm Peşimizde, Yetim Ömer, Yetim Yavrular filmlerinde yapımcılık, Doktor Civanım filminde yapım sorumluluğu, Umudumuz Şaban filminde de senaristlik görevlerini üstlendi. 200 Küsür Film de Oynamış Usta Oyuncu.

 

 

Renan Fosforoğlu

Doğum tarihi: 1918
Doğum yeri: Üsküdar/İstanbul
Eğitimi: İstanbul Erkek Lisesi
Ölüm Tarihi: 1991
Türk Sineması’nda yan rollerin mihenk taşlarından biri olan Renan Fosforoğlu’nun isminin hep yanlış yazıldığını düşündüm uzun süre.. Ne bileyim benim için o hep bir doktor, bir fotoğrafçı, bir Nubar Terziyan ekolüne içkin vazgeçilemez karakter oyuncularından biriydi. İsim-şehir oynarken onun adını yazdığınızda muhakkak tartışma çıkardı, kimse inanmazdı böyle bir tiyatrocunun varlığına, ama en sonunda kapardınız 20 puanı, rahatlardınız..

Kemal Sunal’lı filmler gelsin aklınıza, Hülya Koçyiğit’li ve özellikle Tarık Akan’lı.. Taçsız Kral filminde Metin Oktay’ın babasını oynamışlığını mı dersiniz, Sezercik filmlerinin sabit bakkal’ı oluşunu mu yoksa kült bir film olan Canım Kardeşim’deki otel müdürlüğünü mü.. Bana sorarsanız aklımda kalan en iyi rolü, Kemal Sunal’ın 100 Numaralı Adam filmindeki müteahhit rolüdür ki, gerçekten efsanedir. O rolün en önemli rakibi de yine Kemal Sunal’lı Korkusuz Korkak’taki doktor rolüdür.. Mülayim Sert ve Mülayim Ters isimlerini karıştıran doktorumuz, sapasağlam olan Mülayim’e yakında öleceğini söyler ve aslında filmin tüm mizahi yanı o andan sonra belirmeye başlar.

Renan Fosforoğlu, o hep unutulmaya yüz tutmuş gerçek sanatçılardandır. Onlar olmasaydı filmler böylesine kazınmazdı aklımıza, onlar olmasaydı sevemezdik Hülya Koçyiğit’i, Necla Nazır’ı.. Bize onları bile sevdirdiler. Onlara çok şey borçluyuz

 

 

Sadettin Erbil

Saadettin Erbil (6 Mart 1925, İstanbul - 16 Kasım 1997, İstanbul), Türk tiyatro ve sinema sanatçısı.
Aktör ve şovmen Mehmet Ali Erbil'in babası. Çok sayıda filmde oynadı, seslendirme yaptı. 16 Kasım 1997'de İstanbul'da beyin kanaması sonucu öldü, Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedildi.

 

 

Sadri Alışık

 

Tiyatro, sinema oyuncusu olan Sadri Alışık ülkemizin yetiştirdiği en büyük komedyenlerdendir. Oyuncu Kerem Alışık'ın babasıdır.

İstanbul'da doğan Alışık, çocukluk yıllarında tiyatroya ilgi duydu. İstanbul Erkek Lisesi mezunu olan Alışık okul piyeslerinde rol aldı, tiyatroya Cağaloğlu Halk Evi'nde başladı.

1946 yılında Günahsızlar adlı film ile sinemaya adım attı. Sinemada, Nejat Saydam'in yönettiği başrollerinde Ayhan Işık ve Belgin Doruk ile birlikte yer aldığı Küçük Hanımefendi serisi ile dikkat çekti ve seyircinin beğenisini topladı. Birçok bölümü olan Turist Ömer ve Ofsayt Osman serileri ile sinema kariyerinde zirveye ulaştı.

Sadri Alışık, sinema kariyerinin yanında; bir dönem 45'lik plaklar doldurdu ve gazinolarda sahneye çıktı. Ağırlıklı olarak İstanbul için yazdığı şiirlerinin toplandığı bir şiir kitabı yayımlamış olan Alışık yağlı boya ve kara kalem tablolara da imza attı.

18 Mart 1995 tarihinde İstanbul'da ölen sanatçının anısına, eşi Çolpan İlhan tarafından kurulan Sadri Alışık Kültür Merkezi'nce her yıl Sadri Alışık Sinema ve Tiyatro Ödülleri verilmektedir.

Sami Hazinses

Sami Hazinses veya gerçek adıyla Samuel-agop-Uluçyan (1925, Diyarbakır - 23 Ağustos 2002), Ermeni asıllı Türk oyuncu.
1925 yılında Diyarbakır'da doğan Hazinses, ilkokuldan sonra çalışmak için İstanbul'a geldi. 1953 yılında Mahir Canova'nın yönettiği, Cüneyt Gökçer, Atıf Kaptan ve Muhterem Nur'un oynadıkları Kara Davut filmindeki rolle sinema oyunculuğuna başladı. Sonraki yıllarda çevirdiği filmlerle rolleri büyüyen Hazinses, Türk sinemasının unutulmaz komedi sanatçıları arasına girmeyi başardı.
Hazinses, oyunculuğunun yanı sıra güfte ve beste çalışmaları yaptı. Sanatçının, "Bir Dilbere Müpteladır Deli Gönlüm" adlı eserini Zeki Müren seslendirmişti. En bilinen eserlerinden biri de Müslüm Gürses ve İbrahim Tatlıses başta olmak üzere bir çok sanatçının seslendirdiği "Derdimi Kimlere Desem" isimli klasikleşmiş şarkıdır.
23 Ağustos 2002'de vefat etti. Cenaze töreni Kadıköy Surp Takavor kilisesinde yapıldıktan sonra naaşı Hasanpaşa Ermeni mezarlığına defnedildi.

Seyfi Havaeri

Türk Sinemasının Yeşilçam döneminin son yönetmenlerinden Seyfi Havaeri vefat etti. 1920 İstanbul doğumlu Seyfi Havaeri 1947 yılında Yara adlı filmle başladığı yönetmenlik hayatında sinemamıza Damga, Bir Yabancı, Gönülden Yaralılar, Kore’de Türk Kahramanları, Kara Sevda, Gönülden Ağlayanlar, Çileli Bülbül gibi birçok film kazandırdı.
Seyfi Havaeri, 1920 yılında İstanbul doğdu. Sinemaya geçmeden önce Raşit Rıza, Burhanettin Tepsi, Sadi Tek Toplulukları'nda sahneye çıkan Havaeri, 1947 yılında ''Yara'' filmiyle yönetmenliğe başladı.
Daha çok kahramanlık ve aile melodramları türünde filmler yapan Havaeri, 1947-1975 yılları arasında 37 filme yönetmen, senarist ve kimi zaman da oyuncu olarak imza attı, son iki filmini de kurduğu şirket adına çekti.
Seyfi Havaeri'nin 1968 yılında çektiği ''Kara Sevda'' filmi Anadolu'da gişe rekorları kırdı.
Yönetmen Havaeri'ye 2005 yılında gerçekleştirilen 42. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde ''Yaşam Boyu Onur Ödülü'' takdim edildi.

 

Suna Pekuysal

Asıl adı Suna Belener olan Suna Pekuysal sinema, tiyatro ve televizyon oyuncusu olmanın yanı sıra seslendirme sanatçısı olarak da önemli çalışmalara imza attı.

İstanbul Belediye Konservatuvarı Şan ve Bale Bölümü'nde öğrenim görürken, 1949 yılında İstanbul Şehir Tiyatrosu'nun çocuk bölümünde Kadri Ögelman'ın "Artist Aranıyor" adlı oyunuyla ilk kez sahneye çıktı. Üç yıl sonra dram bölümüne geçti. 1964 yılında gazeteci Ergun Köknar ile evlendi. 1973 yılında oğulları Sait Ali Köknar dünyaya geldi.

54 yıl Şehir Tiyatroları’nda görev yapan sanatçı, 24 Ekim 1998 tarihinde Şehir Tiyatroları’ndan emekli oldu. Sanat yaşamı boyunca 250’den fazla tiyatro oyununda rol alan Suna Pekuysal, 100’e yakın sinema filminde de rol aldı. Son yıllarındaki en ses getiren rolü ATV'de Özkan Uğur ile başrolü paylaştığı "Yeter Anne" adlı komedi dizi oldu.

Pekuysal, İstanbul Şehir Tiyatroları’nda 1984 yılında sahnelenen, Ekrem Reşit Rey’in 1933 yılında kaleme aldığı, Cemal Reşit Rey’in bestelerini yaptığı ve Haldun Dormen’in sahneye koyduğu "Lüküs Hayat" adlı müzikalde Zihni Göktay ile 14 yıl aralıksız olarak oynadı. Büyük bir başarı kazanan ve yediden yetmişe her yaştan seyirciye nostalji yaşatan "Lüküs Hayat"ın ardından emekli olan sanatçı, Şehir Tiyatroları’nda Joseph Kesselring’in yazdığı ve Çetin İpekkaya’nın yönettiği "Ahududu" adlı oyunda konuk sanatçı olarak rol aldı.

Adı, her zaman Türk tiyatrosunun en iyileri arasında anıldı. Sanatçı, dizi filmlerde de rol aldı. Bunların arasında "Genç Indiana Jones" dizisinin bir filmi de vardı ve konusu Türkiye'de geçen "İstanbul: Eylül 1918" isimli bu filmde bir falcıyı canlandırdı.

Toto Karaca

Toto Karaca (1912) - (1992) Ermeni asıllı Türk Opera ve tiyatro sanatçısı. Gerçek adı İrma Felegyan'dı. Tiyatro sanatçısı Mehmet Karaca ile evlendikten sonra adını Toto olarak değiştirmiş ve Toto Karaca adını almıştır. Küçük yaşlarda bale dersleri aldı. Müzikli oyunlarda İrma Toto adını kullanmaya dikkat etti. Türk Tiyatro ve Sineması'nın önemli karakter oyuncuları arasında sayılmaktadır. 1930'lu yıllarda Ömer Aydın'ın operetine geçti. Toto'nun teyzesi Vartiter Felegyan da tiyatrocudur. 1960'da İstanbul Tiyatrosu'nun kurucuları arasında yer aldı.
Sanatçı Cem Karaca'nın annesi, aktör Mehmet Karaca'nın eşidir. 1992'de vefat eden İrma Toto Felegyan Karaca'nın cenaze merasimi Kumkapı Patriklik Kilisesi'nde icra olunarak Şişli Ermeni Mezarlığı'ndaki aile kabrine defin edilmiştir.

 

Turgut Özatay


Turgut Özatay (d. 1927, Alaşehir – ö. 26 Haziran 2002, İstanbul).Türk sinema oyuncusu.
1950'li ve 1960'li yıllardaki jön rollerinin ardından gerek Cüneyt Arkın gerekse Kemal Sunal filmlerinin önde gelen kötü adamlarından biri olmuştur.
"Sezercik Küçük Mücahit" filminde Eokacılar'ın başı, "Kurban" filminde Abbas, "Umudumuz Şaban" filminde arsa sahibi müteahhit, Ferdi Tayfurun Yuvasız Kuşlar filminde giyim dükkânı sahibi ve ona eziyet eden hilmi abiyi, "Korkusuz Korkak" filminde limona deli olan Ayı Abbas, "Üç Kağıtçı" filminde minibüsçü Hasan, "Atla Gel Şaban" filminde "Şiki Şiki Baba" kasedini arayan Davut, "Keriz" filminde Zülfü'nün şehirde kabzımallık yapan köylüsü, "Talih Kuşu" filminde kumar masasında oyun oynayan adamlardan biri, "Zehir Hafiye" filminde "Manyak Mahmut" rollerini oynamıştır.26 Haziran 2002 de akciğer kanseri nedeniyle hayatını kaybetmiştir.
Türk sinemasında en çok film çeviren 3. kişi olarak bilinir (497 filmde rol almıştır).
Kendisi Üsküp'den Balkan Savaşları öncesinde İzmir'e göç eden Balkan Türklerinden Emin Özatay'ın oğludur.

Ünal Gürel

Sanat yaşamına tiyatro ile başlayan Ünal Gürel, çeşitli topluluklarda görev yaptı. Tiyatronun dışında, 1964 yılında kamera karşısına geçerek, sinema filmlerinde de rol alan sanatçı, aynı zamanda seslendirme çalışmaları yapmıştır. Özellikle Kemal Sunal ile birlikte rol aldığı Sakar Şakir filmindeki Gardrop Fuat rolüyle anımsanır. Komedi ağırlıklı filmlerde yardımcı oyuncu olarak rol almıştır. Aynı yıl 1992 yılında Mahallenin Muhtarları dizileri Berber rol almıştır. 8 Nisan 2002 tarihinde kalp yetmezliği sonucu 67 yaşında vefat eden Gürel, Feriköy mezarlığına defnedildi.

Ünsal Emre

Ünsal Emre (d. 24 Ocak 1947, Kocaeli - ö. 24 Ocak 2012, İstanbul), Türk sinema ve dizi oyuncusu. 1971'de Ses Dergisi'nin açtığı yarışmada Tarık Akan'ın ardından ikinci seçilerek sinema oyunculuğuna başladı. 1970'li yılların başlarında Türk sineması ile başladığı oyunculuk kariyeri 1990'ların ortasında TV dizileriyle devam etti. Yeşilçam'da yaklaşık 450 yapımda rol alan Ünsal Emre Beyoğlu'nda yalnız yaşadığı evinde 24 Ocak 2012 tarihinde hayatını kaybetti.

1971'te SES dergisinin düzenlediği bir yarışmada Tarık Akan'dan sonra ikinci olarak sinema hayatına başlayan Ünsal Emre, Hülya Avşar ile "Kısrak", Emel Sayın ile "Hicran" filmi unutulmayan filmler çekti. 2012 yılının 25 Ocak tarihinde aramızdan ayrıldı.

Yadigar Ejder

Yadigar Ejder Gerçek adı Yadigar Kuzu, (5 Ekim 1947, Sivas - 14 Ocak 1992, İstanbul), Türk sinema sanatçısı.
"Türk sinemasının dev adamı" olarak bilinen sanatçı, 100'ün üzerinde filmde yardımcı oyuncu olarak rol almıştır. Ev kirasını ödeyemediği için evinden çıkartılmış, geceyi geçirmek için gittiği Taksim parkında, bir bankın üzerinde donarak hayata veda etmiştir. Kemal Sunal'ın nerdeyse bütün filmlerinde rol almıştır.

Yıldırım Gencer

1936'da Adapazarı'nda doğan Gencer, 1963 yılnda "Elalem Ne Der" adlı filmle sinemaya admını atmıştı. Yılmaz Güney'in "Canlı Hedef", Natuk Bayhan'ın "Sırtımdaki Bıçak" ve Tunç Başaran'ın yönettiği "Büyük Kin" gibi filmlerde rol alan Yıldrım Gencer'in cenazesi dün öğle namazından sonra Kuzuluk Aile Kabristan'ına defnedildi.
Sanatçının kardeşi Gündüz Gencer, ağabeyinin, özellikle son 10 yıldır sade bir yaşam tercih ettiğini ve evinde yalnız yaşadığını belirtti. Uzun yıllar sinemaya emek veren, daha çok karakter rollerinde oynayan Gencer, 10 yıldır Kuzuluk Beldesinde yaşıyordu. Sanatçınn kalp hastası olduğu ve son günlerde de ağır grip geçirdiği bildirildi.

Yıldırım Önal

Yıldırım Önal (1931 - 10 Ekim 1982), tiyatro ve sinema oyuncusu, yönetmen. Kendine özgü konuşma biçimi ve etkileyici sesiyle oluşturduğu üslupla dikkati çekmiştir.
1953'te Ankara Devlet Konservatuvarı tiyatro bölümünü bitirdi. Aynı yıl sahneye çıktığı Devlet Tiyatroları'nda, kısa bir ara dışında 1963'e değin oynadı. Schiller'den Maria Stuart (1953), Reşat Nuri Güntekin'den Tanrıdağı Ziyafeti (1954), Turgut Özakman'dan Güneşte On Kişi (1954), Cevat Fehmi Başkut'tan Harput'ta Bir Amerikalı (1955), Shakespeare'den On İkinci Gece (1955), Gerhart Hauptmann'dan Rose Bernd (1962) gibi oyunlarda rol aldı.Özellikle Edmund Morris'in Tahta Çanaklar (1956), Özakman'ın Duvarların Ötesi (1958) ve Tennessee Williams'ın Arzu Tramvayı 'ndaki (1960) tiplemeleriyle büyük övgü topladı.
Sonraki yıllarda zaman zaman özel tiyatrolarda da çalıştı. Arena Tiyatrosu'nda oynadığı George Bernard Shaw'dan Sezar ve Kleopatra (1963) oyunuyla İlhan İskender Armağanı'nı kazandı. 1970'lerin ortalarında bir kez daha Devlet Tiyatroları'na döndü. 1977'de TRT'ye seslendirme yönetmeni oldu.
1970'lerde tiyatrodan koparak kendini sinema ve televizyon çalışmalarına verdi. 1973'te Dinmeyen Sızı filmindeki rolüyle Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde en iyi yardımcı erkek oyuncu ödülü'nü kazandı. Önal, bir turne için gittiği İzmir'de beyin kanamasından öldü.
Yaşamının son yıllarında yaşadığı ekonomik sıkıntı yüzünden kazandığı Altın Portakal ödülü'nü bir rehinciye bırakmak zorunda kalmış ve bir daha da geri alamamıştır. Bu olayın anısına 1999'dan beri her yıl, bir sinema emekçisine Antalya Altın Portakal Film Festivali kapsamında Yıldırım Önal Anı Ödülü verilmektedir.
Sanatçının bir filmindeki "Karım Stella da beni terketti" repliği ünlüdür.

Yılmaz Güney

Yılmaz Güney'in gerçek adı Yılmaz Pütün'dür. Kendi ifadesine göre Pütün kırılması zor sert meyve çekirdeği demektir. 1937 yılında, topraksız bir köylü ailenin iki çocuğundan biri olarak dünyaya geldi. Babası Zaza ve annesi Kürt olmakla birlikte kendisini asimile edilmiş Kürt olarak tanımlamıştır. 10 yaşındayken evden kaçarak Adana'daki akrabalarının yanına gitti. Bir süre Kemal ve And Film şirketlerinin bölge temsilcisi olarak çalıştı. Üniversite okumak üzere İstanbul'a gitti ve Atıf Yılmaz ile tanıştı. Bu süreçte bir yandan da hikayeler yazıyordu. Daha sonra Atıf Yılmaz'ın da desteğiyle sinemada çalışmalarına başladı.

Yılmaz Güney, 1959 yılında Atıf Yılmaz'ın yönetmenliğini yaptığı Bu Vatanın Çocukları ve Alageyik isimli filmlerin hem senaryosunu yazar hem de filmlerde rol alır ve oynar. Karacaoğlan'ın Karasevdası'nda da yönetmen yardımcılığı yapar. Yeni Ufuklar ve On Üç gibi dergilere de öyküler yazan Yılmaz Güney, bir öyküsünde komünizm propagandası yaptığı gerekçesiyle yargılanır ve 1961 yılında bir buçuk yıl hapis cezasına mahkum olur.

İki yıl sonra tekrar kaldığı yerden devam eden Yılmaz Güney, o dönemde daha çok macera filmleri çeker. Filmlerinde ezilen, hor görülen bir "Anadolu çocuğunun" otoriteye başkaldırısı vardır. Bu dönemde Çirkin Kral lakabını alır. Bu dönemdeki en önemli Lütfü Akad'ın yönettiği ve kendisinin yazdığı bir film olan Hudutların Kanunu'dur. Bu dönem boyunca oyunculuğunu geliştiren Yılmaz Güney, abartısız ve yalın oyunculuk anlayışı bu dönemde artık oturtmuştur.

Yılmaz Güney 1972 yılında "devrimcilere yardım ve yataklık yaptığı" gerekçesiyle 2 yıl hapse ve sürgüne mahkum edildi. Yılmaz Güney içeride kaldığı süre boyunca sinema ve sanat ile ilgili fikirlerini; şiir ve öykülerini o dönemde çıkarmaya başladığı Güney dergisinde yayınlamıştır. 1974'te cezaevinden çıktı. İki yıldan fazla cezaevinde kalan Yılmaz Güney aynı yıl Arkadaş filmini çekti. Yine aynı yıl Endişe adlı filmi çekerken Yumurtalık ilçesindeki bir gazinoda ilçe yargıcı Sefa Mutlu'yu tabancayla vurarak öldürmekten tutuklandı ve 25 Ekim'de Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde başlayan yargılamaların sonucu 13 Temmuz 1976'da 19 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Cezaevinde sinema ile olan ilgisi devam etti. Bu dönemde yazdığı Zeki Ökten tarafından çekilen Sürü ve yurt dışnda ve yurt içinde büyük ilgi gören ve Şerif Gören tarafından Yol çekildi.

Cezaevindeyken GÜNEY adlı bir sanat-kültür dergisi çıkardı. 13. sayıdan itibaren ülkede ilan edilen sıkıyönetim sonucunda dergisi kapatıldı ve hakkında yazdıklarından ötürü 10 ayrı dava açıldı. İstenen ceza toplamı yüz yıl idi. 1981 Ekiminde izinli olarak çıktığı Isparta Cezaevi'ne bir daha dönmeyerek geri kalan yaşamını yurtdışında sürdürmüştür.

12 Eylül döneminde kendi dergisi olan Güney'de yazdığı yazılardan dolayı yaklaşık yüz yıla yakın ceza istemiyle yargılanıyordu. 1981'de Isparta yarı açık cezaevinden izinli olarak ayrıldı ve yurt dışına kaçtı. Cezaevinden firar ettikten sonra Yol'un kurgusunu tekrar yaptı ve Cannes Film Festivali'nde ödül aldı. Yurt dışına kaçtıktan sonra Duvar filmini Fransa'da çekti.

1984'te mide kanserinden ölen Yılmaz Güney, son yıllarını Paris'te geçirdi.

Zeki Alpan

Zeki Alpan (1908–1992)

80 Küsür Filmi Bulunan Usta Oyuncu. Son Dönem Bazı Filmleri;

Ihtiras firtinasi 
1982 Görgüsüzler 
Beyaz Baba
1981 Üç kâgitçi 
Arif Efendi (uncredited)
1980 Renkli dünya 
1980 Zübük 
1978 Son sabah 
1978 Neseli günler 
1977 Ates parçasi 
1977 Bizim kiz 
1975 Delisin 
1975 Aptal sampiyon

 

 

Filmlerim (Hayatım film)

türk sineması unutulmaz jönler
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
 Kelkit bu kış doğal gazla ısınacak
Kelkit bu kış doğal gazla ısınacak
Necmettin Öğretmen son yolculuğuna uğurlandı
Necmettin Öğretmen son yolculuğuna uğurlandı